30 Nisan 2013 Salı

Abdullah Öcalan'dan 1 Mayıs mesajı



Abdullah Öcalan, İsviçre'ye 1 Mayıs mesajı: Aranızda olamamam, Kürt isyanının emekten yana tavır koymuş siyasi hareket ve emekçi kitlelerin bir aradalığının zorunluluğuna işaret
T24
PKK lideri Abdullah Öcalan, İsviçre’nin Zürih kentinde kutlanacak 1 Mayıs mitingine İmralı Cezaevi'nden el yazısıyla bir mesaj gönderdi. "Kürt halkının eşitlik ve barış mücadelesine verdiğiniz selama cevabımız, coğrafyamızda eşitlikçi, demokratik bir modernitenin elitlerin elinden kurtarılarak yeniden kurulması olacaktır" diyen Öcalan, "Mevcut durumum gereği bugün aranızda olamamam, herhangi bir Kürt'ün isyanının, emekten yana tavrını koymuş tüm siyasi hareketlerin ve emekçi kitlelerin biraradalığının zorunluluğunun işaretidir" ifadesini kullandı. Öcalan, mesajını "Kıyımların, kırımların, kapitalizmin, ulus devlet köhnemişliğinin tarihini kökünden değiştirmeye ve tarihi yeniden yazmaya gönüllü olan sizleri 1 Mayıs’ın direnişçi ruhuyla selamlıyorum” diyerek sonlandırdı.

Daha radikal ve özgürlükçü

KCK Emekçiler Komitesi, 1 Mayıs açıklamasında “Dönem Türkiyeli ezilenlerin ve emekçilerin bekle gör dönemi değil, finans kapitalin sömürü gerçeği ve iktidar yapılanmalarının antidemokratik yönelimlerine karşı eskisinden daha radikal ve özgürlükçü bir mücadele dönemidir” dedi.























Yeni Özgür Politika
KCK Emekçiler Komitesi, daha radikal ve özgürlükçü mücadele için güçlü örgütlülüğe ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.
Yazılı bir açıklama yapan KCK Emekçiler Komitesi, işçi ve emekçilerin 1 Mayıs’ını kutlarken, 2013 yılı 1 Mayıs’ının Türkiye halklarının özlemi olan barışın gerçekleşmesine vesile olmasını diledi. 1 Mayıs’ın ve emek mücadelesinin tarihsel gelişiminin özetlendiği açıklamada, Kürdistan ve Anadolu coğrafyasının da tarihten bugüne ezilenlerin direniş mücadelesiyle dolu olduğu hatırlatıldı. Bu direniş mücadelesinin heyecanından, kararlılığından hiçbir şey yitirmeden bugün de devam ettiği belirtilen açıklamada, “Bu tarihi mirasla yüklü olan Kürdistan Özgürlük Hareketi de otuz yılı aşan mücadele gerçeğiyle ezilenlerin ve emekçilerin bu direnişlerine sahip çıkarken sosyalizm mücadelesini teori ve pratikte derinleştirip ve genişleterek halkların demokratik ve özgür yaşam umudunu diri tutmasını bilmiştir” denildi.

29 Nisan 2013 Pazartesi

Nail Satlıgan’ın Ardından

Demir Küçükaydın  Tustav
Daha bir gece önce Ergun’a (Aydınoğlu) Nail’in durumunu sorduğumda, “Doktoru yakında kaybedeceğimizi söylemiş” demişti. Bu gece yarısı, yatmadan önce maillere baktığımda, kaybettiğimizi öğrendim.
Uyku tutmadı. 2001 yılında yapılmış Kıvılcımlı Sempozyumu video ve resimlerinden Nail ile ilgili olanları derleyip paylaşarak, onunla ilgili anıları hatırlayarak bir “veda töreni” yapmaktan başka bir şey gelemezdi elimden.
Cenaze yapılacağını sanmıyordum. İç tutarlılığa değer veren bir Marksist olarak muhtemelen cesedini bir üniversitenin tıp fakültesine kadavra olarak bağışlayacağını tahmin ediyordum. (Az önce Sami (Sarı) öyle olduğunu söyledi.) Tanıdıkları ve dostları bu vesileyle bir zaman baskısı olmadan, insanların zamanlarını ayarlayıp veda edebilecekleri bir toplantı tertiplerler mi? Bilmiyorum. Olsa da yetişme şansım pek yok. Bu durumda Nail’e bir yazıyla veda etmekten başka şansım yok gibi görünüyor.

28 Nisan 2013 Pazar

Antikapitalist Müslümanlar 1 Mayıs'ta ne yapacak?

Geçen yıldan bu yana neler yaptılar?
Demokrat Haber
Antikapitalist Müslümanlar geçen yıl 1 Mayıs’a katılarak Türkiye’de en çok konuşulan gruplar arasında yer aldı. Geleneksel İslamcılarından çok farklı düşünceleri ve toplumcu söylemleriyle çok konuşuldular. Antikapitalist Müslümanların dönem sözcüsü Sedat Doğan ile bu 1 Mayıs’ta ne yapacaklarını, geçen 1 Mayıs’tan bu yana neler yaptıklarını konuştuk, çarpıcı yanıtlar aldık…
“TAKSİM’DEKİ 1 MAYIS’A KATILACAĞIZ”

26 Nisan 2013 Cuma

1 Mayıs’ta işçi sınıfının ihtiyacı ayrılıkçılık değil birlik ve dayanışmadır

Ali Duman  Sendika Org
Devletin ve sermayenin dün olduğu gibi bugün de doğrudan hedef aldığı, bütün yetersizliklerine karşın, hala sokakta en görünür işçi direnişlerinde imzası olan DİSK’in, her zamankinden fazla ilerici emek-meslek örgütleriyle ve devrimci-sosyalist güçlerle yakınlaşmaya, yenilenmeye, birleşmeye ihtiyacı var
1980’li yıllarda başlayan kararlı bir mücadeleyle ve 2004, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında işçi sınıfının ve emekçi halkların inat, ısrar ve kavgasıyla Taksim özgürleştirildi.Çatışmalarla geçen bu mücadele sürecinde, 30-40 binlere varan İstanbul 1 Mayıs’larına katılım, Taksim’in kazanılmasıyla yüz binlere ulaştı. Bu kutlamalarda özellikle son yıllarda ilerici sendika, kurum-kuruluşların yanında, toplam kitlenin yarıdan fazlasını oluşturan oldukça genç, bağımsız katılımcılar 1 Mayıs’lara damgasını vurdu.

25 Nisan 2013 Perşembe

Yaşasın Türkiye İşçi Sınıfı,Yaşasın Bir Mayıs.

Bu yazı, ustam “Baba Cemal” Namı diğer “Yusuf Bilir Yoldaş”a ithaf olunur.
Erol Çatma  Susma
İnsanların hayatında bir an vardır ki, yaşamın bir dönüm noktasıdır; Farklı bir dünyaya gitmiş gibi, farklı bir yaşam sürdürmeye başlarsın.
Benim için dönüm noktası 21 Nisan 1976 tarihidir.
 E.K.İ’de çalışırken 20 Nisan 1976 tarihinde aylıklarımızla birlikte bir de ikramiye almıştık. Her zamanki gibi doğru kumar oynamaya. Ama ne yaparsın ki şans bizden yana olmadı. Bütün parayı kumara verdiğimiz gibi de, bir, iki aylık kadarda borçlandım. Nisanın 21’i günü beş parasız işe gittim.

24 Nisan 2013 Çarşamba

GLOBALLEŞME SÜRECİNDE “SAĞ”,“SOL”,“İLERİCİ”,“GERİCİ” NEDİR.. TÜRKİYE KOŞULLARINDA YENİ TİP BİR SOL NEDİR, NASIL OLMALIDIR..

Tarihsel ittifaka doğru /mu?

Nabi yağcı   22/04/2013   Küyerel
Askeri -vesayet rejimi problemini çözen veya en azından gerileten Türkiye şimdi bir başka kadim sorununu çözmeye hazırlanıyor. Umarım öyle olur. Adı da zaten "Çözüm süreci."  Özellikle ülkemizde toplum olarak kendi sosyal/siyasal  problemlerimizi kendimizin çözmesini çok önemsiyorum, demokrasi de bunun için değil mi? 
Ne var ki,  yakın tarihimize kadar toplum olarak bize problem çözme deneyi kazandıracak örnekler pek olmadı, hatta hiç olmadı.
Şimdi birinci problemi çözme pratiğimizden dersler çıkararak ikincisine bakmamız gerekiyor. Dersler babında çok şey söylenebilir ama kanımca olumlu anlamda en önemli ders resmi tarihin yalanlarını ortaya döken karşı-tarihi askeri-vesayetin  çözülme süreciyle eş zamanlı olarak tartışmaya açabilmiş olmamızdır. Böylece çözmeye uğraştığımız soruna, gündelik kısır polemiklerin dışına çıkararak daha soğukkanlı ve perspektifli bakmanın koşulları doğmuş oldu.
Askeri-vesayet rejimiyle mücadeleden çıkarılacak olumsuz ders ise bu süreçte fazlaca heyecanlı ve sabırsız olmaktı. Bir çırpıda derin devletin derinine inilebileceğini sandık. Bu yüzden itirazları, eleştirileri, kaygıları olanlara karşı, olması gereken hoşgörü ve sabır gösterilemedi,gereksiz yere "Ergenekoncu" olarak suçlananlar ve hatta tutuklananlar oldu. Ahmet Şık, Nedim Şener gibi Kürt sorununa ilişkin çözüm sürecinde de bu yanlışı yapanları görüyorum. Kaygıları ya da eleştirileri olanları kolayca barış düşmanı ilan edenler var. Kamplaşma yaratarak süreci sabote etmek isteyenler ortadayken kamplaşmaya çanak tutmak doğru değil. Barış bekçiliği bu sürece zarar verecek en önemli yanlıştır. Ne sanılıyor, PKK dağdan çekilince Kürt sorunu bitecek mi? Mesele bu denli basit mi? Üstelik Güneydoğuda Kürtlerin üstünde operasyonların devam ettiği noktalar varken.

22 Nisan 2013 Pazartesi

Kürkçü: Mücadele Türkiye’ye ve bölgenin tamamına taşınıyor


Firatnews
BDP Mersin Milletvekili ve HDK Yürütme Kurulu Üyesi Ertuğrul Kürkçü, Amsterdam’da çözüm sürecini anlattı. Kürkçü süreci “mücadeleyi Kürdistan özelinden Türkiye ve bölgenin tamamına taşınan yeni bir yükseliş“ olarak tanımladı.
Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da  dün‘Türkiye’de yeni anayasa çalışmaları ve barış süreci’ konulu konferans düzenlendi.  Konferansa konuşmacı olarak BDP Mersin Milletvekili ve HDK Yürütme Kurulu Üyesi Ertuğrul Kürkçü katıldı.  
Hollanda Kürt Dernekleri Federasyonu (FED-KOM), Hollanda Türkiye İşçiler Birliği (HTİB), Hollanda Alevi Dernekleri Federasyonu (HAK-DER), Vardiya Enternasyonal Kültür Sanat Vakfı (VEKSAV) ve Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DIDF) tarafından organize edilen konferansta ilk olarak Suat Bozkuş söz aldı. Bozkuş, Hollanda’da yaşayan Türkiyeli ve Kürt göçmenler olarak çözüm sürecini daha iyi anlamak amacıyla bu konferansı düzenlediklerini belirtti. Açılış konuşmasını yapan DİDİF Hollanda Başkanı Mustafa Ayrancı da Kürt sorununun Türkiye’nin demokratikleşmesi önünde engel olan tüm sorunların çözümünde anahtar rolü oynadığını belirterek çözüm sürecine desteklerini açıkladı. “Barış, demokrasi ve eşitlik mücadelesi veren tüm kesimleri ortak bir hatta buluşturmanın tam zamanıdır” dedi.
Daha sonra söz alan Ertuğrul Kürkçü ise, sürecin 1999’dan bu yana devam eden çatışmalı-çatışmasız bir siyaset arayışının sonucu olduğunu belirterek, “Süreci dikkatle izleyenler sürecin büyük ölçüde Sayın Öcalan’ın yol haritasında ifade ettikleri doğrultusunda geliştiğini göreceklerdir” dedi.

Demirtaş: Anayasaya Özerk Kürdistan yazsalar bile, başkanlık sistemine evet demeyiz


Anayasa çalışmalarına değinen Demirtaş, zamanın azaldığı ve çözüm süreci için bir “geçiş anayasası” yapılabileceğini söyledi
T24
BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Barış ile AKP’nin başkanlık s
istemi önerisi arasında hiçbir bağ yok. Barışın şartı başkanlık değildir. Anayasaya Özerk Kürdistan bile yazsalar otoriter bir başkanlık sistemine evet demeyiz” dedi.
Demirtaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Silahları gömün, mağaralara bırakın ve öyle gidin” sözlerine ilişkin olarak “teknik olarak mümkün değil ki” yorumunda bulundu.
Ankara-İmralı-Kandil arasında mektup trafiğine de değinen Demirtaş, “Mektup, işi yavaşlatıyor, ağırlaştırıyor. Kandil ile İmralı arasında doğrudan temasların olması lazım” dedi. Çözümün gerçekleşmesi için Türkiye’nin demokratikleşmesinin şart olduğunu söyleyen BDP Eş Başkanı, “Demokratikleşme çoktan başlamalıydı ama hükümet ciddi bir adım atmıyor” diye konuştu.

Küreselleşme Aslında Nedir?

Yolcular Devrim Yolunda
Ürkütücü bazı kavramları birtakım sade giysilerle yeniden piyasaya sürmek çağımızın modalarından biri oldu. Küreselleşme denen şey de, kimilerince, Sovyet çöküşünün tarihe gömdüğü emperyalizm kavramının ta kendisi. Fakat Lenin’in mumyasını ne yapacaklarını bir türlü kestiremeyenler, bu büyük adamın ünlü broşürünü çağdaşlaştırmak enerjisini ve yeteneğini neden bulamadılar? Bugün emperyalizm yok mu? Ve günümüzdeki süreç Lenin’in ‘finans-kapital’ çözümlemesinden Kautsky’nin ‘süper emperyalizm’ olgusuna geçişmiş gibi görünmüyor mu? Elbette bu gözlemi genel ve metaforik bir biçimde kullanıyorum. Fakat günümüzde ABD’nin konumuna ve uluslararası sermaye hareketlerine bakarsak çok da yanlış bir şey söylemediğimiz izlenimindeyiz. 1980-1989 arasında ABD, dışarıya 139 milyar dolar sermaye gönderdi. Aynı dönemde bu ülkeye giren sermaye 306 milyar dolar! 1970’li yıllara göre sermaye girişi artış oranı % 445.[1] Bazı sanayi ülkelerinde, özellikle İngiltere ve Fransa’da da önemli artışlar var. Klasik şemaya sadece Almanya ve Japonya uyuyor. Fakat onlardan çıkan sermayenin çok büyük bir bölümü de diğer sanayileşmiş ülkelere gidiyor. Yabancı sermaye ile ülkelerini kalkındırmak isteyenleri düşündürücü bir tablo!

20 Nisan 2013 Cumartesi

Öcalan'ın "İslam Kardeşliği" ilk meyvesini verdi

Odatv
BDP'nin başını çektiği Demokratik Toplum Kongresi, Kutlu Doğum Haftası mesajı yayınladı.
Mesajda,"Günümüzde savaş çatışma ve kargaşanın eksik olmadığı coğrafyamızda yüzlerce yıl önce de durum benzerdi. İnsanlık yol gösteren bir müjdeci beklentisi içerisindeydi.  Ezilen, sömürülen,  köle olarak alınıp satılan insanlara; yozlaştırılan, darmadağın edilen toplumsal gerçekliğe, savaşlarla, kıyımlarla birbirine düşmanlaştırılan halklara barış ve çözüm olarak müjdeyi taşıyan İslam peygamberi Hazreti Muhammed(S.A.V) böylesi bir dünyada doğdu. Ve doğumu tüm insanlığa müjde oldu. Bu vesile ile kutlu doğum gününü kutluyor,  tüm İslam âlemine ve Müslüman halkımıza hayırlar getirsin dileğinde bulunuyoruz" denildi.
Kutlu Doğum Haftası, Hazreti Muhammed'in Miladi Takvime göre doğumunu içeriyor. İslam dünyasında böyle bir hafta kutlanmıyor. 1987 yılında Türkiye'de Diyanet işleri Başkanlığı'nın başlattığı uygulama bugün yerleşik bir gelenek haline geldi.

Sol Liberalizm ve Taraf

Yüksek Lisans tezini gözden geçirerek “Sol Liberalizm ve Taraf” adlı kitabına imza atan Aras Aladağ, Türkiye’nin sol serüveninin özellikle 1980 darbesinin ardından nasıl değiştiğini ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.
Can  SEMERCİOĞLU  20/04/2013 biaMag
Türkiye’de yaklaşık son otuz yılın tartışma konusu solun nasıl bir biçim alması gerektiği. Daha en başında bu soru bile solun bir biçimde değişmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye solunun günümüze kadar geçirmiş olduğu ileri-geri evrimler ise sistemli bir şekilde analiz edilebilmiş değil. Ancak en görünür olan şey söylem düzeyinde solun büyük bir değişim geçirdiği.
Örneğin küreselleşme söyleminin siyasette yerini sağlamlaştırması ve artık koltuğunu bırakmayacak durumda oluşu “eski moda” diye tabir edilen Marksist söylemlerin de sol jargonun dışına itildiğini gösteriyor.

19 Nisan 2013 Cuma

Kürt özgürlük hareketinin önünü açan sosyalist hareket...

Doğan Targan  18/04/2013 Bağımsız Sesonline. Net

Türkiye çok önemli bir tarihi dönemeçte. Cumhuriyetin kurulmasından bu yana ilk kez ülkenin en önemli yapısal sorununda çözüm olasılıkları belirdi. 30 yıldır süren savaşta barışa ulaşıldı. Uzunca bir süredir çatışma yok, ölen yok.

Yakın zamana kadar TSK’den ses çıkmıyordu. Son olarak Jandarma komutanlığı gelişmelere karşı olduğunu, Türkiye’nin bölünme tehlikesi içinde olduğunu söyledi. Bu çatlak ses dışında TSK, gelişmeleri olması gerektiği gibi, yani sessizce izliyor ve belli ki gene olması gerektiği gibi kendisince gördüğü sorunları kamuoyuyla değil hükümetle tartışıyor.

17 Nisan 2013 Çarşamba

ÖMER HAYYAM 'Irmaklarından şaraplar akacak' diyorsun

Mehmet Hanifi Aydemir  Face Book
Ömer Hayyam 800 yıl önce bu şiiri yazmış..
Zamana bak zamana...! 
Özgürlüklere olan saygımdan dolayı şiirin tamamını yayınlıyorum....!

'Irmaklarından şaraplar akacak' diyorsun
Cennet-i alâ meyhane midir?
Her mümin'e iki huri' diyorsun 
Cennet-i alâ kerhane midir? 
* * * 
Tanrı bize cennette vaat ettiği şarabı 
Niçin haram etsin bu dünyada, akla sığar mı? 
Bir sarhoş arap, devesini vurmuş Hamza'nın 
Peygamber de yasak etmiş arap'a şarabı 
* * * 
Beni özene bezene yaratan kim? Sen 
Ne yapacağımı da yazmışsın önceden 
Demek günah işleten de sensin bana 
O zaman nedir o cennet cehennem? 
* * * 
Kim senin 'yasa'nı çiğnemedi ki söyle? 
Günahsız bir ömrün ne tadı kalır söyle. 
Yaptığım kötülüğü kötülükle ödetirsen eğer 
Seninle benim aramda ne fark kalır ki söyle 
* * * 
Tanrı bizi çamurdan yarattığında 
Biliyordu bu dünyada ne işimiz olacak 
İşlediğim günahlar hep onun emriyledir 
O halde cehennemde beni niçin yakacak? 
* * * 
İsyan edip karşında duracağım, neredesin? 
Karanlığı, ışığa yoracağım, neredesin? 
İbadete karşılık cenneti alacaksam 
'Bağış mı ticaret mi' diye soracağım, neredesin? 
* * * 
Kör cehalet çirkefleştirir insanları. 
Suskunluğum asaletimdendir. 
Her lafa verecek bir cevabım var elbet 
Lakin bir lafa bakarım laf mı diye, 
Bir de söyleyene bakarım adam mı diye 
* * * 
Dünya, üç beş bilgisizin elinde 
Sanırlar ki tüm bilgiler kendilerinde 
Üzülme, eşek eşeği beğenir 
Bir hayır var sana kötü demelerinde 
* * * 
Sen bu dünyanın sırrına eremezsin 
Erenlerin dilini de sökemezsin 
Öyleyse iç şarabı, cennet et dünyayı 
Öteki cennete ya girer, ya giremezsin 
* * * 
Niceleri geldi, neler istediler 
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler 
Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi? 
O gidenler de hep senin gibiydiler 
****** 
İçin temiz olmadıktan sonra 
Hacı hoca olmuşsun kaç para 
Hırka, tespih, post, seccade güzel 
Ama TANRI KANAR MI BUNLARA? 

Sen sofusun hep dinden dem vurursun 
Bana da sapık dinsiz der durursun 
Peki, ben ne görünüyorsam O'yum 
YA SEN NE GÖRÜNÜYORSAN O'MUSUN? 

Sen içmiyorsan içenleri kınama bari 
Bırak aldatmacayı ikiyüzlülükleri 
ŞARAP İÇMEM DİYE ÖVÜNÜYORSUN AMA 
YEDİĞİN HALTLAR YANINDA ŞARAP NEDİR Kİ.. 

Ey kara cübbeli senin gündüzün gece 
Taş atma dünyayı bilmek isteyenlere 
ONLAR YARATANIN SANATI PEŞİNDELER 
SENİNSE AKLIN ABDEST BOZAN ŞEYLERDE.... 

Ben kadehten çekmem artık elimi; 
Tutmam senin kitabını minberini. 
Sen kuru bir softasın, ben yaş bir sapık 
CEHENNEMDE SEN Mİ DAHA İYİ YANARSIN, BEN Mİ?.. 

Seni kuru softaların softası seni 
Seni cehenneme kömür olası seni 
Sen mi haktan rahmet dileyeceksin bana ? 
HAKKA AKIL ÖĞRETMEK SENİN HADDİNE Mİ ? 

Yaşamın sırlarını bileydin 
Ölümün de sırlarını çözerdin 
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok 
YARIN AKILSIZ NEYİ BİLECEKSİN 

Ey kör! 
Bu yer, bu gök, bu yıldızlar, boştur boş ! 
Bırak onu bunu da gönlünü hoş tut hoş ! 
Şu durmadan kurulup dağılan evrende 
BİR NEFESTİR ALACAĞIN, O DA BOŞTUR BOŞ ! 
,

16 Nisan 2013 Salı


1 MAYIS MARŞI

Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır

Ancak bu böyle gitmez sömürü devam etmez

Yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde


1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı

Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı


Yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından

Mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından

Yurdumun mutlu günleri mutlak gelen gündedir


1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı

Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı


Vermeyin insana izin kanması ve susması için

Hakkını alması için kitleyi bilinçlendirin

Bizlerin ellerindedir gelen ışıklı günler


1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı

Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı


Ulusların gürleyen sesi yeri göğü sarsıyor

Halkların nasırlı yumruğu balyoz gibi patlıyor

Devrimin şanlı dalgası dünyamızı kaplıyor


Gün gelir gün gelir zorbalar kalmaz gider

Devrimin şanlı yolunda bir kağıt gibi erir gider



Söz ve Müzik : Sarper ÖZSAN

Brecht’in oyunlaştırdığı M.Gorki’nin “Ana” adlı romanından

10 Soruda Taşeron Dosyası: 'Taşeron cumhuriyeti' müjdesi!

10 soruda taşeron dosyası: 
'Taşeron cumhuriyeti' müjdesi!
Aziz Çelikl  T24
Taşeron işçisine müjde haberlerinden geçilmiyor yine. Taşeron işçisinin ücreti garanti altına alınacakmış, taşeron işçisi yıllık izin de kullanacakmış ve kıdem tazminatı alabilecekmiş. Aylardır gündemde olan taşeron işçisine “müjde” meselesinin ayrıntıları belli olmaya başladı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 12 Nisan 2013 tarihinde yapılan Üçlü Danışma Kurulu toplantısına sunduğu taşeron (alt işveren) uygulamasına ilişkin yasa değişikliği taslağı hükümete yakın yayın organları tarafından “müjde” ve “taşeron işçiye süper koruma” olarak sunulmaya başlandı (Star, 15 Nisan 2013).
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı uzun süredir taşeron işçilik (alt işveren) konusunda hazırlık yapıyordu. Bakanlık son olarak 12 Nisan 2013 tarihinde taşeron sistemine ilişkin taslağını işçi ve işveren örgütlerine sundu. Taşeron işçiye müjde ve koruma olarak sunulan bakanlık taslağı tam tersine, taşeron uygulamasının yaygınlaşmasına ve kökleşmesine yol açacak özellikler taşıyor.  Bakanlığın taslağı bir yandan taşeron uygulamasının yaygınlaşmasını, öte yandan taşeron uygulamasından daha tehlikeli sonuçlar doğurabilecek “kiralık işçilik” uygulamasının başlatılmasını hedefliyor. Milyonlarca çalışanın yaşamını etkileyecek taşeron (alt işveren) taslağına daha yakından bakalım.
Soru 1) Taşeron (Alt İşveren) Uygulamasının Boyutları Nelerdir?

14 Nisan 2013 Pazar

TÜRKİYE "KANADOĞLU" PARTİSİ veya Türkiye "Kemalist" Partisi

KANADOĞLU'NUN KİRVELİĞİNDE KURULAN PARTİ
Murat Üner 
Butarihte Sende Varsın-FaceBook
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Türkiye Komünist Partisi hakkında açılan kapatma davasının reddedilmesini istedi.

Kanadoğlu, komünizmin öğretide ve uygulamada sürekli değişim içinde olduğunu belirterek bir komünist partinin sadece adına bakarak kapatılamayacağını kaydetti. Kanadoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, TKP hakkındaki kapatma davası ile ilgili haber ve yorumlar karşısında hukuki durumun açıklanmasında zorunluluk görüldüğünü belirtti. Anayasa'da, "Egemenliğin kullanılmasının hiçbir sürette hiçbir kişiye ya da sınıfa bırakılamayacağı, hiçbir sınıfa imtiyaz tanınmayacağı, sınıf veya zumre diktatörlüğünü veya herhangi bir diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayan siyasi partilerin kurulamayacağı"nın öngörüldüğüne dikkati çeken Kanadoğlu, Siyasi Partiler Yasası'nda da bu yönde bir düzenlemenin bulunduğunu kaydetti.

8 işçinin öldüğü Kozlu'daki maden ocağına 25 bin lira ceza!

Çalışma Bakanlığı’nın raporunda, 8 madencinin öldüğü kaza için şirkete 25 bin lira ceza önerildi

T24
 İş Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın, Zonguldak Kozlu’da 8 madencinin yaşamını yitirdiği kazayla ilgili olarak kusurlu bulduğu şirkete yalnızca “25 bin lira para cezası” istemesi aileleri ve sendikayı isyan ettirdi. Kazada ölen Satılmış Arslan’ın eşi Çiğdem Arslan, “Eğer vicdanları rahatsa ben hiçbir şey söylemiyorum” dedi. Arslan, şirketin kazadan sonra kapılarını bile çalmadığını söyledi.
Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda (TTK) 7 Ocak’ta 8 işçinin ölümüyle sonuçlanan “kaza”yla ilgili inceleme raporu tamamlandı. AA’nın haberine göre, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca hazırlanan inceleme raporunda, alt işverene mevzuata uymadığı gerekçesiyle 25 bin 333 lira ceza verilmesi kanaatine varıldı.

13 Nisan 2013 Cumartesi

Küreselleşme, Bilgi Toplumu ve Demokrasi; Enformasyon Çağında Yetişkinler için Masallar



Baha Kuban   Semih İşevi 
Türkiye Kütüphanecilik Derneği 
‘21.Yüzyıla Girerken Enformasyon Olgusu’ Sempozyumu
19-20 Nisan 2001, Hatay 
Küreselleşme doludizgin sürüyor. Eğer dünya ekonomisinde uluslararası mal  ticaretinin toplam hasıla içindeki payı söz konusu ise gerçekten de bu ikinci  uluslararasılaşma dalgası 100 küsur yıllık öncülüne göre, kapitalizmi yerkürenin daha çok bölgesine ve toplumuna, hayatlarımızın da her ayrıntısına sokmaya kararlı görünüyor. Sanayi devrimi ayırımından beri insan uygarlığının dünyada canlı yaşama karşı yönelttiği üç büyük tehdit artık gezegenin de varlığını tehlikeye atıyor. 
Bunlar; dünya üzerinde canlı ve kültürel yaşam türlerinin kimyasal ve kültürel kirlilik yoluyla hızla yok olması ve yine sınai kirliliğin iklim değişikliği ve atmosferde yaptığı etkilerle tüm yeryüzünü tehdit etmeye başlamasıdır. 

TEK BAŞINA EYLEM


10 Nisan 2013 Çarşamba

Seküler ve Komünalist PKK'yi Hatırlamak


PKK üzerine Yazılar
Joost Jongerden - Ahmet Hamdi Akkaya
Çeviri: Metin Çulhaoğlu
Vate Yayınları, 2013 


Ramazan Kaya  08/04/2013  Birikim
Hollanda'nın Wageninen Üniversite'sinden Yardımcı Profesör Joost Jongerden ile Belçika'nın Gent Üniversite'sinde Siyaset Bilimi üzerine doktorasını sürdüren Ahmet Hamdi Akkaya'nın dört yıllık çalışmalarının ürünü olan PKK Üzerine Yazılar (Vate Yayınevi) adlı kitap, PKK'nin 1970'lerden günümüze uzanan ulusal mücadelesinin ideolojik, örgütsel ve siyasal dönüşüm sürecini kapsamlı bir şekilde analiz etmektedir. Üç başlık altında toplanan kitap, her bölümde PKK'nin farklı bir dönemini ayrıntılı bir şekilde ele almaktadır. "Kürdistan Devrimcileri'nden PKK’ye" adlı birinci bölüm, PKK'nin 1970'lerdeki oluşum sürecini ele alırken, "Ateşle İmtihan" adlı ikinci bölüm, savaşın en yoğun yaşandığı 1990'lı yıllara göz atıyor. "Büyük Dönüşüm" adındaki son bölüm ise PKK'nin 2000'lerde komünalist çizgiyi esas aldığı "radikal demokrasi" ve "demokratik konfederalizm" ilkelerini benimseyen politikalarını ve pratiklerini irdelemektedir. İlk iki bölüme ilişkin analizlerin ve kronolojik bilgilerin birçok kaynakta ulaşılan bilgiler olması itibariyle kısaca hatırlatılmasından sonra 2000’lerden itibaren benimsenen Radikal Demokrasi ve Murray Bookchin’in komünalist fikirlerinin hareket üzerindeki etkilerine odaklanmak ve Kürdistan’daki yansımalarının izini sürmek yazının temel önceliği olacaktır. Kitabı önemli ve özgün kılan özelliği bugüne kadar Radikal Demokrasi ve Konfederalizm tezlerinin Kürt hareketi üzerindeki etkilerini, Kürt hareketinin güncel politikalarına nasıl yansıdığını bütünlüklü bir şekilde ele alan tek çalışma olmasıdır.

9 Nisan 2013 Salı

Süreç ve sol

Gökhan Nazlı  Sendika Org
“Kabak tadı vermeye başladı”, “Bu iş böyle uzayıp gidecek gibi”, “Çok tekrar var”… Eğer bu sözler evlerde duyulmaya başlandıysa “süreç dizisi” reyting kaybediyor demektir. Aylardır herkes bu diziyi izliyor. Bu aralar yayında başka dizi yok zaten. İddialı bir prodüksiyon hazırlanmış ve herkese izletmek için tüm diğer diziler yayından kaldırılmış sanki.

AKP’nin insafına kalmış “barış süreci” ancak bir  televizyon dizisi çapında olabiliyor. Bir toplumsal katılım ve kardeşleşmeden çok kendini izlettirmeye dönük bir “seçim kampanyası”  formatına sıkışıp kalıyor. İnsanların kendilerinden bir şeyler bulabildikleri, bu nedenle beklentiyle izledikleri ancak gerçek yaşamlarına hiç değmeyen ve hayat düzeninde hiç de değiştirici tesiri olmayan bir siyasal mühendislik projesi olarak yürütülüyor süreç.

Arzu Atabek Çerkezoğlu, DİSK’teki “olağanüstü” sonucu Sendika.Org’a değerlendirdi

DİSK Olağanüstü Genel Kurulu’nda sürpriz bir sonuçla Genel Sekreterliğe seçilen Devrimci Sağlık İş Genel Başkanı Arzu Atabek Çerkezoğlu, Sendika.Org’un sorularını yanıtladı. “Adaylığımızla aslında bir çizgiyi, bir hedefi ortaya koyduk ve DİSK delegeleri de bu çizgi ve hedefi, taşeron işçilerin, güvencesizlerin görünür olma, yeni kuruluşa aktif olarak katılma iradesini destekledi” diyen Çerkezoğlu, yeni yönetimin ilk olarak 1 Mayıs’ta emekçilerin sözünü etkili bir şekilde alanlara taşımak gibi acil bir gündeme sahip olduğunu belirtti
Sendika.Org: Tebrik ederiz. Sürpriz bir sonuçla DİSK Genel Sekreterliğine seçildiniz.  Sonuçlara dair değerlendirmeniz nedir?

17 NİSAN

Evrensel
Seksenli yıllarda, nerdeyse hemen bütün ülkelerde, kapitalizmin yeniden yapılandırılması sürecinde sağlık alanında tek bir program uygulamaya kondu. Program, Türkiye’de 1987 yılında, Dünya Bankası(DB)’nın yol göstericiliği ve kredileriyle Sağlıkta Reform adıyla başlatıldı. Kapsam ve hedeflerde en küçük bir değişiklik içermemesine karşın adı, AKP Hükümeti tarafından Haziran 2003 tarihinde, Sağlıkta Dönüşüm Programı olarak değiştirildi. Buna karşın, uygulama süreci yine DB’nin kredileri ve yol göstericiliğinde devam etti. Programın, Ocak 2012 tarihi itibariyle tamamlandığını söylemek mümkün. Bununla birlikte, Başbakanın son dönemlerde sevdalandığı Şehir Hastaneleri, esas adıyla sağlıkta kamu özel ortaklığı ve uluslararası hastane zincirlerinin ülkeye yerleştirilmesi işlemleri Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) girişimleriyle hukuk engeline çarptı. Çarpmanın şiddeti öyle böyle değil. Başbakanın konuyu kamuoyuyla paylaşırken kullandığı dile baktığımızda bu zamana kadarkilerin çok üzerinde olduğunu tahmin etmemiz mümkün. İfade ettiğimiz söz konusu eksikliğine karşın, sağlık alanında yaratılan tahribatın mağdurları tek tek ortaya çıkmaya başladı. Yanlış anlaşılmasın tek tek derken kişileri değil, konu başlıklarını kastediyorum. Yoksa Sağlıkta Dönüşümün mağdurları yüz binleri çoktan aştı.

DİSK’te Lastik-İş dönemi

Alpaslan Savaş  soL Portal
DİSK’in Olağanüstü Genel Kurulu hafta sonu toplandı.
Önce Genel Sekreter’in, sonra kendi sendikası içindeki sorunların da gündeme gelmesiyle Genel Başkan’ın istifaları, son Genel Kurul’un üzerinden daha bir yıl geçmeden DİSK’te Olağanüstü Genel Kurul toplanmasına neden oldu.
Olağanüstü Kongre’ye neden olan gelişmeler çok tartışıldı. Kişileri konu eden tartışmalar yapıladursun, yeni Anayasa sürecinde emekçilere saldırı politikalarına hız verildiği ve 1 Mayıs’a sayılı günlerin kaldığı bu günlerde, DİSK’in bir büyük kilitlenme hali yaşıyor olması gerçeği ortada duruyor.

8 Nisan 2013 Pazartesi

BİR FACE BOOK TARTIŞMASI


  • ·                                 Erdoğan Şenel

    Merhaba; hastaneden çıkalı beri vakit buldukça feysbuka girip paylaşımalara bakıyorum. Arada bir paylaşımda da bulunuyorum. İki gün önce eşimle Kadıköy'e indik. Kalabalıklara karıştım. O kalabalıklara kulak vermeye, neyle ilgililer diye anlamaya çalıştım. Oralarda görüp duyduklarımla bu sayfalarda akıp giden paylaşımların hiç ilgisi yok gibi geldi. Paylaşımlardaki telaşla o kalabalıkların telaşı çok farklı farklıydı. Kendi aralarında duyabildiğim konuşmalarıyla paylaşımlarda yazılanlar da çok ilgili değildi. İçimden 'Bu sayfalarda toplumsal sorumluluk duyduğunu iddia eden, devrimci, solcu, sosyalist, komünist olduklarını söyleyenlerin telaşı ve yazıp çizdikleriyle o kalabalıkların telaşı, konuştukları, endişeleri benzeşip, buluşmadıkça işimiz çok zor. Umarım bu sayfalarda yer alan bana göre ulusalcısından, ulusalcı söylemine kızıp kendilerini beynelmilel gören ve kendini topluma göre sorumlu gördüğünü düşündüğüm kişilerin hemen hepsi de bunun farkına varır, o kalabalıklarla buluşmaya yönelir; o davranışı samimi olarak gösterip, onlarla anlaşacak dili bulurlar' diye geçirdim.
    Çetin Serfidan Önce geçmiş olsun, sağlık lı günler ve uzun bir ömür dilerim.Tesbitlerine hemen hemen Tün bahsi geçen kişiler katılıyorlardır,sanırım....Sorun nasıl olacağında.
    ·                                
    Çetin Serfidan Türkiye sosyalist hareketinin temel bir sorunu da marjinallikten kurtulup kitlelerle sağlam ve kalıcı bağlar kuramaması ve kitleler içinde kalıcı olarak örgütlenememesi dir.
    Bu temel sorunu yıllardır çözemiyor ve beceremiyoruz. 
    Türkiye sosyalist hareketi bunca yıl geçmesine rağmen hala I.TİP hareketini aşabilmiş değildir.
    Bırakın aşmayı yakınına bile gelememiştir.

    Belki o gün ki başarı Türkiye'nin ve dünyanın o gün ki koşullarında saklıdır
    Demek ki TİP söylem ve örgütlenme biçimleriyle o günün tarihsel ve toplumsal koşullarıyla uyumluluk içindeymiş.
    Bu uyumluluk bir daha yakalanamamıştır.
    ·                                
    Çetin Serfidan Günümüze gelince Sosyalistlerin dağınık, sınıftan ve emekçi halktan kopuk halimiz ve etkisiz gücümüzle ortadadır.
    Bunu aşmağa çalışırken kendi evimizin içini,dışını, zemin ve çatı katını temizlememiz ve günümüzün gereklerine uygun TARİHSEL ÇİZGİMİZİDE KORUYARAK, HAREKETİMİZİN KESİNTİSİZ DEVAMLILIĞI İÇİNDE yeniden inşa etmemiz gerekir. (çok tartışmalı bir konu olduğunu biliyorum) Bunu başarabilecekmiyiz? Şimdi pek umutlu görülmüyor.hekes içinde olduğu küçücük grupçuklardan çok memnunlar ki bunları aşma gayreti içinde değiller.En yenilinçi diye kendilerini adlandıranlar EZBER BOZDUKLARINI İDDİA EDNLER,SOSYALİZMDEN UZAKLAŞIYORLAR,SOSYALDEMOKRASİNİN TARİHSEL BATAKLIĞINA DÜŞÜYORLAR,YENİDEN MARJİNALLEŞİYORLAR.
    ·                                  
    Erdoğan Şenel Çetin bey yorumunuzu iki kere baştan sona okudum. Yazdığımla örtüşen bir yorum. İlginiz için çok teşekkür ederim.