Fikret Uzun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fikret Uzun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2013 Cuma

RİCCİARDONE VE DOSTANE İFADELERİ!

Fikret Uzun  06/02/2013  Fikret Uzun Yazıları
Bir zamanlar, Komer, namı diğer "Vietnam kasabı" vardı, o da Büyükelçi idi ve O da ABD nin sömürge valisini andırıyordu; tam da Türkiye’de kritik bir siyasi atmosferin yaşandığı zamanda görevlendirilmişti, çok zaman oldu ve beyanatları, "dost"ane konuşmaları olmuş mudur, aklımızda değildir ama varsa arşivler taranıp bulunabilir.

Üniversiteli gençler, ol tarihte toplumun algısının çok ötesinde duyarlı ve hareketli idiler; Komer'in makam aracını yakarak, hem algılarının, hem de hareketliliklerinin niteliğini ve niceliğini göstermişlerdi; sonrasında hemen hepsi, Türkiye’nin siyasi tarihinin önemli aktörleri olarak kaydedildi.

Sonrasını hepimiz biliyoruz ve belki de, rüzgâr bir kaç kez değişmiş olmasına rağmen, bu gün hâlâ aynı noktadayız; rüzgâr gene değişmiştir ve sanki ABD nin "büyük" büyükelçisi Ricciardone 'in Komer misli bir sömürge valisini andıran suretine girmiş ve bütün medyaya düşen "dost"ane kaygılarını dillendirtmektedir!

31 Mayıs 2012 Perşembe

27 MAYIS DEMOKRATİK DEVRİM SÜRECİNİN EN İLERİ VE EN SON HALKASIDIR.

Sevgili Fikret'in bu çalışmasının okunması ve akıl tutulmasının giderilmesinin başlangıcı olması dileğiyle gönderiyorum. Tabii yayınlanma cesareti gösterilirse...
İyi okumalar.
Naciye Babalık 


To: guncel@...
From: fikretuzun2003@...
Date: Mon, 28 May 2012 05:03:41 -0700
Subject: [guncel] 27 MAYIS DEMOKRATİK DEVRİM SÜRECİNİN EN İLERİ VE EN SON HALKASIDIR.

 
“ ’Terör saltanatı’ döneminde Paris’in ‘malı mülkü olmayan’ kitleleri, bir ara yönetimi aldılar ve böylece burjuvaların kendilerine rağmen, burjuva ihtilalini zafere ulaştırdılar.” Derken Engels, burjuva ihtilallerinin özüne işaret ediyordu. 

İhtilalin, açılan bir küçük kapaktan, barajın tümüne sığmayacak bir kitlenin girmek istemesi ile başladığını anlatıyordu.

Büyük Fransız devriminde iktidarın asillerden burjuvaziye devrini Jakoben diktatoryası gerçekleştirdi. Jakobenizm, burjuva iktidarının ilk ve plebyen gerçekleşme yöntemi oldu. Burjuvazi, her yerde Jakobenizm korkusunu yaymayı, iktidarını güvence altına almanın en güvenilir yolu saydı.

Meşrutiyet İhtilalini gerçekleştiren Jön Türkler, içerdeki ve dışarıdaki karşıtları tarafından hep Jakoben olarak kötülendi. Meşrutiyet ihtilalinin görgü tanıkları şunları kaydediyor;

“ Hürriyet ilan edilir edilmez, gözler hür memleketlere çevrilmişti. Fransız ve İngiliz efkârı umumiyesinin bize müzaharat göstereceği ümit edilmişti. İlk günlerde oldukça sempati gösterilmişti. Fakat derhal yüksek siyaset ve entrika tesirini hissettirdi. Bütün dünya matbuatı Türk İnkılâbı ve İttihat ve Terakki aleyhine döndü. İttihat ve Terakki dar kafalı, Jakoben idi, Mutaassıptı. Zavallı ekalliyetleri (azınlıkları)Türkleştirmek istiyordu. İstiklal istiyordu. Memleketteki ecnebi hâkimiyetini yani kapütilasyonları kaldırmak istiyordu. Avrupa’nın bütün mali muhitleri bu cüretkâr gençler aleyhine dönmüştü.”


Lenin, Jakobenizm İşçi Sınıfını Korkutabilir mi? başlıklı yazısında, bir Rus tarihçisinden aktarma yapıyor; “Sovyetler ‘tüm iktidarı’aldıkları zaman iktidarlarının çok küçük olduğunu hemen anlayacaklar. Ve güç eksikliklerini Jön Türkler veya Jakobenlerin tarihçe sınanmış yöntemlerine başvurarak gidermek zorundadırlar. Bütün sorun bir daha gündeme gelince, onlar, Jakobenizme ve terörizme tenezzül mü edecekler, yoksa ellerini, bu işten, temiz mi tutacaklar? Asıl soru budur, birkaç gün içinde belli olacak” 

25 Eylül 2011 Pazar

Gene ulusal sorun,gene proleterye diktatörlüğü ve şu "demokrasi"nin hali ne olacak!

Fikret Uzun   24/09/2011  Tustav
Daha ufukta görülmediği bir zamanda BOP ve BIP projelerine dikkat çekenlere dellenerek karşı çıkanlar vardı, her taşın altından emperyalist parmağı arıyorsunuz derlerdi. BOP neyse de, BIP ne ola, BOP u, BIP i bırak ta sen Kürt sorununa nasıl yaklaşıyorsun diye sorarlardı. ulusların kendi kaderlerini tayin hakkını sonuna kadar savunuyorum derdim. Onu geç, çok muğlak, onu hepimiz biliyoruz başka ... Henüz, şimdi PANDORANIN kutusu gibi dolaştırılan Açılım paketi yoktu. ERDOĞAN bağırıyordu, Türkiye’yi böldürmem, çok çok alt kimlik, üst kimlik diyordu.