5 Haziran 2017 Pazartesi

İBO’ya açık yanıt. ARAMIZDAKİ FARK!

Çetin Serfidan 20170604 DD

(Yorum bölümünde kaybolmasın diye, önemli gördüğüm için tüm grup üyelerince paylaşabilmek umuduyla bu yola baş vurdum.)                                                                                                                                                                                                                                                                                          Sabırla okumanızı rica ediyor, sonra yanlışlarımı eleştirmenizi ve eksiklerime de katkılarınızı bekliyorum.

*******

ARAMIZDAKİ FARK!
“ÖĞRETMEK” AYNİ ZAMANDA EĞİTMEKTİR DE.“ÖĞRETMENLİĞİ” DE, "ÖĞRENCİ" LİĞİ DE NESNEL OLARAK KABUL ETMEKTİR.                                                     

“ÖZGÜRLEŞMEK” GEÇMİŞİ İNKAR ETMEK DEĞİLDİR. “ÖZGÜRLEŞMEK” AYNİ ZAMANDA BİR İÇ DİSİPLİNİ GEREKTİRİR.

3 Haziran 2017 Cumartesi

. GEÇMİŞİ TÜMDEN RET ETMEK “İNKARCILIKTIR”

GEÇMİŞİ TÜMDEN RET ETMEK “İNKARCILIKTIR” 
GEÇMİŞİ OLMAYANIN GELECEĞİ DE OLAMAZ.

Çetin Serfidan
Nasıl ki akan nehrin suyunda iki kere yıkanılamazsa geçmişte bir daha asla yaşanılamaz. Geçmiş bir nehir gibi akıp gitmiştir artık.
Fakat bu genel doğru geçmişi tümden ret etmek anlamına gelmez. Geçmiş yaşanmışlıklar, ancak günümüzün gerçekliğinde, geçmişin yanlış uygulamalarından dersler çıkartılarak, doğrularından yararlanılarak diyalektik olarak aşılır, yeni bir senteze varılır.
Bu geçmişle günümüz arasında, geçmişin engin deneyimleri ışığında devamlılığını sağlar.
Bu nedenlerle geçmiş asla “TAKLİT” edilemez “TEKRARLANAMAZ” ve “YENİ”de asla yoktan var edilemez.

2 Nisan 2017 Pazar

. ÖZGÜRLÜK ve DEMOKRASİ TRENİ

Çetin Serfidan
Her şeye rağmen umudu yitirmemek, canlı tutmak gerek.
Şu an Türkiye’nin çeşitli renkleri, bir renk armonisi halinde, çok sesli bir orkestra gibi “HAYIR” ın aydınlık türküsünü haykırıyorlar.
Yan yana asla gelemez denilenler HAYIR trenine kendi vagonlarıyla eklemlenerek aydınlık, demokratik bir gelecek için bir ÖZGÜRLÜK ve DEMOKRASİ trenini oluşturdular.
Sekterliğe düşmeden bu trene yeni yolcular yeni vagonlar eklemeliyiz.
“HAYIR” sonrası bu Trenden bazı yolcular inecekler bazı vagonlar ayrılacaklardır bunu biliyoruz.
EVET çıkarsa ÖZGÜRLÜK ve DEMOKRASİ trenine binen yeni yolcular ve eklenen çeşitli yeni vagonlar olacak, daha çok sesli ve renkli olacağız bunu da biliyoruz
Buna şimdiden hazır olmalıyız.

12 Mart 2017 Pazar

HOLLANDA VE AB NE YAPMAK İSTİYOR?                          
SON OLAYLAR ASLA ONAYLANAMAZİ
LANETLE VE ŞİDDETLE KINIYORUM.
                             
Çetin Serfidan
Avrupa ülkeleri, bugüne kadar uyguladıkları politikalar sonucu yükselen ırkçılığı önlemeğe çalışırken (önlüyor mu, kışkırtıyor mu?) kendi içsel politik manevraları ve hesaplarına Türkiye’yi kurban ediyorlar.


Referandumda yalnız kalan ve tüm zorlamalara, devletin tüm imkanlarını seferber etmelerine, tüm yasaklamalara, engellemelere ve muhalefetin tüm dağınıklığına rağmen, tahmin edilemeyecek kadar geniş bir “HAYIR BLOK” u ile karşılaşan ve kendi içinde de çözülerek kitleleri “EVET” e inandıramayan AKP ve MHP koalisyonuna son uygulamalarıyla adeta can simidi oldular.


Artık “MAĞDURİYET EDEBİYATI” tükenen AKP’ye yeni bir “MAĞDURİYET MALZEMESİ” sundular.

19 Şubat 2017 Pazar

DEVLETİN KÖKENİ SÖMÜRÜ VE DEVLET

Çetin Sefidan  17.02.2017

Şüphesiz ki tarih boyunca “DEVLETİN KÖKENİ” konusunda, çeşitli görüşler ileri sürülmüştür.

Bunların başlıca olanlarının içinde en eski olanı, devletin ailenin çoğalmasından meydana geldiği görüşüdür.

Bu günümüzde de KLAN ve AŞİRETLER DEVLERLER şeklinde görülmektedir.
Günümüzde özellikle ORTA DOĞU ’da tek aşiretin egemenliğinde ki devletler oldukça yaygın olarak varlığını sürdürmektedirler.


SINIFSAL ÖZ SAKLANMAMALI

MİLLET – DEVLET

İbrahim Özkurt  17.02.2017
Çok kişi, “ Allah devlete, millete zeval vermesin” der. Millet’i anladık ta, gelin hep birlikte şu devleti azıcık kurcalayalım bakalım da,” Allah zeval versin mi vermesin mi”? bir daha düşünelim derim. Bilenler bilir, devlet ilk kez günümüzden yaklaşık 5000 yıl önce SÜMERLER tarafından oluşturulmuştur. İnsanlık önceleri yüz binlerce yıl süren KLAN toplumu dediğimiz biçimde KOMÜNAL bir yaşam sürdürüyordu. Üstelik insanlık Sümerlerden 6-7 bin yıl önce yerleşik düzene geçmiş, bazı hayvanları (Köpek, koyun, sığır, at bunların başlıcaları) ehlileştirmiş, toprağı işlemeye başlamış, çanak-çömlek yapmış, köyler- kasabalar inşa etmişti. 

10 Şubat 2017 Cuma

“O GÜN” BUGÜN DEĞİLSE NE ZAMAN?

DİP'E YANIT//YORUM

Bildiri çok uzun. İşçi açısından okunması zor.

En azından ara başlıklar olmalı ki okuma rahat olsun.

Bir siyasi partiden çok bir işçi sendika konfederasyonu bildirisi gibi olmuş.

Bir siyasi parti olarak  “HAYIR” ı en geniş kitlelere anlatmayı hedefleyen en geniş kitleleri kucaklayıcı ve toparlayıcı bir üslup tercih edilmeliydi.

Çünkü bu Anayasa, bildiride “üstü örtülü olarak anlattığınız” gibi çok daha geniş kitleleri, laik burjuva demokrasisinden yana işvereninden, esnafına, topraksız köylüsünden, az topraklı çiftçisine, memurundan akademisyenine nüfusun yaşlısından gencine demokrasiden yana sizin ifadenizle “istibdad” a karşı olması gereken herkesi ilgilendiriyor.

Kısacası bu sadece işçi sınıfı içine hapsedilecek bir mücadele değildir. Böyle bir tutum “CEPHEYİ” böler “KARŞI SAFLARA” İTER.

Birde “sosyalist sol” aralarındaki farklılıkları unutup, bari “böyle büyük bir tehlike karşısında” dar parti çıkarlarını aşıp, amblemlerini ve parti bayraklarını katlayıp, İŞÇİ ve EMEKÇİ SINFLARIN çıkarları için ortak söylemle ortak hareket etmenin yollarını bulmalıydılar.

Buda yetmez gerekirse çok daha geniş bir yelpazede ileriye dönük “daha büyük amaçlar” için çeşitli, dini inanç inançta, etnik kökende ve siyasal görüşte kitlelerle omuz omuza gelebilmek uğruna geniş kitle içinde “görünmez olmayı”, özverisini gösterebilmelilerdir.


O GÜN BUGÜN DEĞİLSE NE ZAMAN?

DİP Merkez Komitesi'nin referandum çağrısı: Kardeş kavgası değil sınıf kavgası: sermayeye, emperyalizme ve istibdada HAYIR!

Devrimci İşçi Partisi Merkez Komitesi 03 Şubat 2017 
Türkiye, mecliste halktan köşe bucak kaçırılan tartışmalar, açık oylama dayatmaları ve tekme tokat kavgalar eşliğinde geçirilen anayasa değişikliklerini oylamak üzerine referanduma götürülüyor.
Bu anayasa değişiklikleri Türkiye'de bir istibdad rejiminin inşasını ifade etmektedir. Türkiye'nin tüm milletlerden, memleketlerden emekçi halkının hep birlikte devrimlerle son verdiği istibdad bir anayasa değişikliği referandumu ile yeniden ihya edilmek isteniyor.
II. Abdülhamid'in istibdad dönemi Osmanlı köylüsünü sömüren toprak sahibinin, ağanın, tefecinin, köylünün ürününü vergi toplayarak yağmalayan mültezimin, mütegallibenin ve ayrıcalıklı saray bürokrasisinin çıkarlarını temsil ederdi. Bugünün istibdadı, emperyalist şirketlerin, borsa yatırımcılarının, yerli büyük sermayenin ve modern tefeci bankaların çıkarları üzerinde yükseliyor.
Devrimci İşçi Partisi, tüm Türkiye'nin işçi sınıfını ve emekçi halkını sermayenin çıkarları doğrultusunda ihya edilmek istenen bu istibdad rejimine karşı bir sınıf mücadelesine çağırıyor!

30 Ocak 2017 Pazartesi

İşte Türkiye’de Zeytin Düşmanlığının 75 Yıllık Tarihi…

Emperyalizm, nebati ve margarin yağ satmak için akla hayale gelmeyecek sinsi planlarla Türk tarımını değiştirdi.
Biliyomuydun.Com 29.01.2017
Türkiye’nin fazla zeytin ve zeytinyağı üretmemesi için gizli anlaşmalar yapıldı..
Zeytinyağını kötülemek için özel türkü bestelendi, devlet radyosundan sürekli yayınlandı..
Nebati ve margarin yağ tüketimi için seferberlik yapıldı, sağlıklı diye halk kandırıldı..
Gazetemizin geçen haftaki manşetiydi.
“Zeytinlere kıymayın”
İbrahim Irmak, Ödemiş’teki asırlık zeytin ağaçlarının nasıl katledildiğini belgelemişti..
İçim sızlayarak okudum..
Bu ülkede 75 yıldır zeytine kıyılıyor..
Göz göre göre asırlık ağaçlar katlediliyor..
Oysa zeytin sağlık demek..
Zeytin bereket demek..
Zeytin uzun ömür demek..
Peki tüm bunlara rağmen neden bu ülke zeytinin değerini bilmiyor?..
Bunun nedeni eskilere dayanıyor..
1940lı yılların sonlarına..
İsterseniz şimdi gelin, ülkemizde zeytinin son 75 yıllık tarihine kısa bir göz atalım..
CUMHURİYETİN ZEYTİN SEFERBERLİĞİ..

“HAYIR” IN ŞANSI VAR?

ORTAK BİR GELECEK İÇİN,
BARIŞ, KARDEŞLİK, KATILIMCI, ÇOĞULCU BİR DEMOKRASİ, MUTLU, ÖZGÜR ve AYDINLIK BİR TÜRKİYE İÇİN “HAYIR”

“HAYIR” IN ŞANSI NE KADAR VAR?

Eğer oylar çalınmaz, sayımlar doğru yapılır, özellikle Suriyeliler oylamaya sokulmazsa ve de “yandaş seçmene” değişik yerlerde “mükerrer oy” kullandırılmazsa yani “hile” işin içine girmezse, referandumdan “HAYIR” çıkma olasılığı oldukça kuvvetli görülüyor.
Yeter ki muhalefet cephesinde bulunanlar hata yapmasınlar ve “bazıları”, Bahçeli gibi son anda çark etmeyip, kendi kitlelerini sandığa, ilan ettikleri gibi “HAYIR” için getirebilsinler.

ŞU AN Kİ TAHMİNİ DURUM
Şimdilik “HAYIR” cephesi “EN AZ” şöyle görülüyor
CHP % 25, MHP %15:2=0.075, HDP %10, SAADET %02
DP vb.  % 0.1   = % 445

27 Ocak 2017 Cuma

YENİ ANAYASA REFERANDUM BİR TARTIŞMA DÜN BUGÜN.

25 Ocak 2017 Çarşamba

Fikret Başkaya: Sanayi kapitalizminin çöküşünü engellemek mümkün değil

Akademisyen Fikret Başkaya, sanayi kapitalizminin çöküş içinde olduğu söyledi. Başkaya, anti-kapitalist bir perspektif olmadan insanlığın geleceğinin kurtarılamayacağını belirtti.
Serdar Değirmenci/Fikret Başkaya  Gazete Duvar
İnsanların sistemin olumsuzluklarına maruz kalmasına rağmen, durumun vahametinin farkında olmadıklarını söyleyen Doç. Dr. Fikret Başkaya, “İdeolojik kölelik öyle bir şeyi şimdilik mümkün kılıyor. Bu sistem dahilinde durumlarının iyileşeceğini sananlar hayli fazla ama bu ilelebet devam etmez” diyor.
“Sanayi kapitalizminin çöküşünü engellemek mümkün değil. Yolun sonuna gelindi” diyen Başkaya, anti-kapitalist olmadan insanlığın geleceğinin kurtulamayacağını belirtti. Başkaya ile
Dünyanın şu an itibariyle içinde bulunduğu durumu iki kelimeyle ifade etseniz, bu iki kelime ne olurdu?