Yolcular Devrim Yolunda
Ürkütücü bazı kavramları birtakım sade giysilerle yeniden piyasaya sürmek çağımızın modalarından biri oldu. Küreselleşme denen şey de, kimilerince, Sovyet çöküşünün tarihe gömdüğü emperyalizm kavramının ta kendisi. Fakat Lenin’in mumyasını ne yapacaklarını bir türlü kestiremeyenler, bu büyük adamın ünlü broşürünü çağdaşlaştırmak enerjisini ve yeteneğini neden bulamadılar? Bugün emperyalizm yok mu? Ve günümüzdeki süreç Lenin’in ‘finans-kapital’ çözümlemesinden Kautsky’nin ‘süper emperyalizm’ olgusuna geçişmiş gibi görünmüyor mu? Elbette bu gözlemi genel ve metaforik bir biçimde kullanıyorum. Fakat günümüzde ABD’nin konumuna ve uluslararası sermaye hareketlerine bakarsak çok da yanlış bir şey söylemediğimiz izlenimindeyiz. 1980-1989 arasında ABD, dışarıya 139 milyar dolar sermaye gönderdi. Aynı dönemde bu ülkeye giren sermaye 306 milyar dolar! 1970’li yıllara göre sermaye girişi artış oranı % 445.[1] Bazı sanayi ülkelerinde, özellikle İngiltere ve Fransa’da da önemli artışlar var. Klasik şemaya sadece Almanya ve Japonya uyuyor. Fakat onlardan çıkan sermayenin çok büyük bir bölümü de diğer sanayileşmiş ülkelere gidiyor. Yabancı sermaye ile ülkelerini kalkındırmak isteyenleri düşündürücü bir tablo!