Nabi Yağcı 18/05/2012 Küyerel
Arap Devrimleri henüz yanıtlarını bilemediğimiz yepyeni sorular önümüze koydu. Doğuracağı siyasi sonuçlar ne olursa olsun öyle sanıyorum ki şimdiden ortaya koyduğu gerçek, Aydınlanmayla hegemonyasını oluşturan klasik Batı-merkezli düşüncenin dayandığı paradigmanın artık dünyayı açıklama otoritesini yitirdiği gerçeğidir. Bu durum sol üstüne bizleri de radikal eleştirel düşünmeye davet edicidir.
Ama hemen söylemeliyim ki, radikallikten geçmişin reddini, yeni ve temiz bir sayfa açmayı anlamıyorum. Batılı olmayan bir ülkenin insanları olarak Batı-merkezli düşüncenin paradigmik ve kavramsal eleştirisi gereklidir. İnsanı somut ve bütünsel (ontolojik temelde antropolojik ) bir varlık olarak ele almayan, özne-nesne, düşünce-madde, akıl-tin, teori-pratik düalizmiyle insanın varlık bütünlüğünü parçalayan klasik dünya tasavvurunun eleştirisi demektir bu. Böyle baktığım için en önce, düşünen, yorumlayan, eyleyen, eleştiren özne olarak, kendimi nesneleştirecek eleştiriyi kendimden başlatmalıydım.
Arap Devrimleri henüz yanıtlarını bilemediğimiz yepyeni sorular önümüze koydu. Doğuracağı siyasi sonuçlar ne olursa olsun öyle sanıyorum ki şimdiden ortaya koyduğu gerçek, Aydınlanmayla hegemonyasını oluşturan klasik Batı-merkezli düşüncenin dayandığı paradigmanın artık dünyayı açıklama otoritesini yitirdiği gerçeğidir. Bu durum sol üstüne bizleri de radikal eleştirel düşünmeye davet edicidir.
Ama hemen söylemeliyim ki, radikallikten geçmişin reddini, yeni ve temiz bir sayfa açmayı anlamıyorum. Batılı olmayan bir ülkenin insanları olarak Batı-merkezli düşüncenin paradigmik ve kavramsal eleştirisi gereklidir. İnsanı somut ve bütünsel (ontolojik temelde antropolojik ) bir varlık olarak ele almayan, özne-nesne, düşünce-madde, akıl-tin, teori-pratik düalizmiyle insanın varlık bütünlüğünü parçalayan klasik dünya tasavvurunun eleştirisi demektir bu. Böyle baktığım için en önce, düşünen, yorumlayan, eyleyen, eleştiren özne olarak, kendimi nesneleştirecek eleştiriyi kendimden başlatmalıydım.