TKP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TKP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Temmuz 2013 Pazartesi

DP ve TKP’den ortak açıklama

SDP ve TKP 29 Haziran günü İzmir’de yaşanan gerilimle ilgili olarak ortak bir açıklama yayımladı
Açıklamanın tam metni:
Devrimci Kamuoyuna,
29 Haziran akşamı İzmir’de partilerimizin asla tasvip etmediği ve mazur göremeyeceği üzücü bir olay yaşanmıştır. Söz konusu üzücü gelişmeden hemen sonra SDP Merkez Yönetimi ile TKP Merkez Yönetimleri bir araya gelerek ortaya çıkan sorunu birlikte değerlendirmiş, ortak bir açıklamayla sorunu çözdüklerini duyurma kararı almışlardır.
Sosyalist Demokrasi Partisi ve Türkiye Komünist Partisi, aralarında ortaya çıkan bütün sorunları devrimci hukukun gerektirdiği çerçevede çözecek olgunluk ve yetkinliğe sahip iki devrimci partidir.
Her iki parti merkez yönetimleri, üyeleri arasında ortaya çıkan tasvip edilemeyecek bu olayı devrimci sorumlulukla değerlendirmiş ve derhal sonlandırılması konusunda fikir birliğine varmıştır.
Dün yaşanan olayla ilgili olarak TKP, eylem sırasında yaşanan gerginlik sonrası ortaya çıkan fiziki saldırıdan dolayı üzüntülerini ve özürlerini iletmiş, her iki parti olayla ilgili olarak gerekli hassasiyeti göstereceklerini dile getirmiştir.
SDP ve TKP politik duruşlarında farklılıkları olan iki ayrı partidir. Bu farklılıklar siyaset düzleminde kuşkusuz eleştiri konusu edilebilir ancak her iki partinin de karşılıklı olarak hiçbir zaman küfür, hakaret ve şiddet gibi devrimciler arası hukukta yeri olmayan davranışlara başvurmaları söz konusu olamaz. Özellikle içinde bulunduğumuz, mücadelenin yükseldiği şu günlerde, bu konuda özel bir duyarlılık içinde olacağımızdan dostlarımızın şüphesi olmamalıdır. Bu üzücü olayı fırsat bilip devrimciler arasında düşmanlık geliştirmeye çalışanların hevesleri kursaklarında kalacaktır.
Yaşasın devrimci dayanışma!

14 Nisan 2013 Pazar

TÜRKİYE "KANADOĞLU" PARTİSİ veya Türkiye "Kemalist" Partisi

KANADOĞLU'NUN KİRVELİĞİNDE KURULAN PARTİ
Murat Üner 
Butarihte Sende Varsın-FaceBook
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Türkiye Komünist Partisi hakkında açılan kapatma davasının reddedilmesini istedi.

Kanadoğlu, komünizmin öğretide ve uygulamada sürekli değişim içinde olduğunu belirterek bir komünist partinin sadece adına bakarak kapatılamayacağını kaydetti. Kanadoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, TKP hakkındaki kapatma davası ile ilgili haber ve yorumlar karşısında hukuki durumun açıklanmasında zorunluluk görüldüğünü belirtti. Anayasa'da, "Egemenliğin kullanılmasının hiçbir sürette hiçbir kişiye ya da sınıfa bırakılamayacağı, hiçbir sınıfa imtiyaz tanınmayacağı, sınıf veya zumre diktatörlüğünü veya herhangi bir diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayan siyasi partilerin kurulamayacağı"nın öngörüldüğüne dikkati çeken Kanadoğlu, Siyasi Partiler Yasası'nda da bu yönde bir düzenlemenin bulunduğunu kaydetti.

1 Şubat 2013 Cuma

SELCUK UZUN: Der Zor Cehenneminden TKP Teşkilat Bürosu´na: Salih Zeki (Zor)

manalıposta  (SELCUK UZUN)  31/01/2013
Der Zor´un Ermeniler için ne anlama geldiği konusuna değinmeyeceğim. Sadece iki Ermeni ağıtından alıntı yapacağım: “Der Zor dedikleri büyük kasaba / Kesilen Ermeni gelmez hesaba / Osmanlı efratı dönmüş kasapa.” Diğer ağıtta şöyle: “Der Zor çölünde şaşırdım kaldım / Yitirdim anamı, yitirdim babamı / Oy anam, oy anam, halimiz yaman! / Der Zor çölünde kaldığım zaman.“ Der Zor, kesilen Ermeni´nin hesabının bilinmediği, tüm Osmanlı´nın „kasap“ olduğu ve Der Zor, orada kalanın halinin yaman olduğu bir yer. Eğer Der Zor´da 1916 yılında olup bitenleri bilirseniz, bu ağıtların çok "hafif” kaldığını anlarsınız.

1916 yılında Der Zor´da ne olup bittiğini konsoloslardan öğrenmeye başlayalım.

28 Aralık 2012 Cuma

Eski Revizyonistin Liberalliği

Nuray Sancar  Özgürlük Dünyası


Eski TKP’nin son genel sekreteri, TKP döneminde Haydar Kutlu ismini kullanan Nabi Yağcı’nın Taraf gazetesinin, rakibi Radikal’den transfer ettiği Neşe Düzel ile yaptığı, iki gün arka arkaya yayınlanan röportajda ileri sürdüğü fikirler, felsefi özleri bakımından benzerleri defalarca işitilmiş olmasına karşın, artık geçmiş fikirlerini taşımayan Nabi Yağcı’nın kendini modern ve makul bir solcu sayarak, demode olmuş, “gericileşmiş” “sol”a politik adresler gösteriyor, tavsiyelerde bulunuyor oluşu bakımından dikkat çekti. Nabi Yağcı’nın önerileri ve iddiaları, son zamanlarda sol ve solculuk adına çok sık tekrarlanan basmakalıplıktan muzdarip olsa da, bunları “şok açıklamalar” olarak nitelendirenler de oldu.
Röportajdaki fikirlere gelmeden önce kısa bir bellek tazelemesinde yarar var:

12 Mayıs 2012 Cumartesi

1 Mayıs 1977; Bağcıyı dövmenin yeni gerekçesi

Rıdvan Akar  T24
Türkiye sosyalistleri asli olarak TKP geleneğinden çok 68 sürecinden etkilendi.
1968’de dünyayı yalayan gençlik hareketleri ve toplumsal muhalefet çok güçlü bir rüzgardı. Bu rüzgar sadece muhalif olmayı değil, muhalefetin farklı biçimlerinin de gelişmesini sağlamıştı. Hippilik, pasifizm, feminizm vb. muhalefet dilinde çeşitlenen ve sesi daha gür çıkan yapılar ortaya çıkmıştı.
Kabul etmek gerekir ki bu muhalefet etme biçimleri içinde en güçlüsü sol tarafından estirilen rüzgardı. Marksist sol açısından 1968 süreci hala “devrimci ayaklanmalarla” iktidara yürümenin mümkün ve meşru kabul edildiği bir döneme tekabül ediyordu. Vietnam, Kamboçya, Laos ve Latin Amerika ve Afrika’daki  devrimci hareketler  silahla despot, işgalci rejimlerin değiştirilebileceği umudunu körüklüyordu. Bu gerçeği kabullenmeden Türkiye soluna bakmak eksik bir analiz olacaktır.
Bu süreçte Türkiye’deki devrimci gelenek üç ana akımdan etkileniyordu. Henüz işçi sınıfı ve gençlik içinde kökleşmemiş, illegalite ile muhalefet arasında dengeyi kuramamış TKP daha zayıf bir akımdı. TİP sonraki yıllarda her ne kadar bu gelenekle daha uyumlu/iç içe bir profil sergilese de legal/kitlesel muhalefetin odağı olarak  beliriyordu.

6 Ocak 2012 Cuma

TKP'den BDP ve CHP'ye mektup

Türkiye Komünist Partisi, BDP ve CHP yönetimlerine birer mektup gönderdi
Türkiye Komünist Partisi (TKP), Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ile Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) birer mektup gönderdi. Partinin 25 Kasım tarihinde yapılan Merkez Komite toplantısında alınan karar doğrultusunda kaleme alındığı belirtilen mektupta, AKP'nin siyasal alanı daraltmaya dönük yürüttüğü yargı süreçlerini "kamuoyunda Kemalistler ve Kürt siyasetçiler olarak tanımlanan iki odak arasındaki mesafe ve güvensizlikten yararlanarak" sürdürdüğü vurgulandı.
Mektupta, "Bu mektup, BDP ve CHP'nin "öteki" tarafa dönük müdahaleleri desteklemeye ya da göz yummaya devam etmesinin Türkiye'de ve bölgede yürütülmekte olan kapsamlı düzenlemeye destek anlamına geldiğini hatırlatmak için yazılmıştır" ifadesine yer verildi.
Mektubun tamamı şöyle:
BDP ve CHP Merkez Yönetim ve TBMM Gruplarına,

8 Aralık 2011 Perşembe

‘Komintern belgeleri yalandır,


TKP’de özür dilemelidir’
Çetin Alpdündar  04/12/ 2011  Halkın Sesi
Yazıma başlık olarak aldığım sözler, CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’e ait.

Aygün, Dersim’e ilişkin açıklamalarıyla geride bıraktığımız on günün de gündemini belirlemişti!

Hüseyin Aygün, bir taşla birkaç kuş vurdu!

Başta Atatürk olmak üzere cumhuriyet kurucularını katliamcı olarak suçlamakla kalmadı, “köşelerinde” ve sırça köşklerinde bekleyen “tarihimizle yüzleşelim” özlemcilerine müthiş bir pas attı! (Bu yüzleşmecilerin süslü söylemlerinin üstünü biraz kazırsanız, genellikle altından neo-liberal tutkular ve “yetmez, ama evet”cilik çıkar.)

30 Kasım 2011 Çarşamba

Geç kalan özür özür değildir

Zülfikar Özdoğan /Suat Bozkuş  29/11/2011   Tustav
Dersimli alevi kürdlere yapilan zulüm sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin, sadece CHP'nin, sadece kurulu duzeninin bir 'ayıbı' değildir, ayni zamanda ve özellikle komünistlerin, o dönemin tek partisi TKP'nin ayıbıdır. 
Çünkü TKP o dönemde yapığı açıklamalarda Ankara Hükümeti'nin Dersim'de uyguladığıbu zulmü açık ve net bir biçimde onayladı. Bunun en önemli kanıtı R.Davos imzalı Ý. Bilen yazısıdır. Bu konuyu daha önce bu grupta ele aldığım için tekrar etmek istemiyorum. Ayrıca R. Davos'un ilgili yazısı birçok yerde yayınlandı. Internet'de bile rahatlıkla bulunabilir.
İsin ilginç tarafı, TKP, daha sonraki omrunun hic bir safhasinda, Bilen'in olumunden sonra bile bu konuda net bir aciklama yapmadi. Yani bu utanç verici tutum TKP'nin tarihinde kara bir leke olarak kaldı. 
Gönül isterdi ki, mevcut hükümetten önce komünistler bu konuda özür dilesin, hem geçmişlerindeki bu kara lekeyi temizlesin, hem de topluma öncülük etsin. Anlaşılan o ki, bu anlamda komünistlerin gidecek daha çok yolu var! 
Ayrıca geç kalan özür, özür değildir. Olsa olsa bir itiraftir. Bedeli ise sadece utançtır.


Suat Bozkuş
Zülfikar arkadaş,

11 Kasım 2011 Cuma

10 Kasım vesilesiyle, Mustafa Kemal üzerine…

10/11/2011  soL
Mustafa Kemal Atatürk, ölümünün 73. yılında anılıyor. soL’un tarihsel bir kişilik olarak Mustafa Kemal’i nereye koyduğuna ilişkin bir hatırlatma da bu kapsamda anlam taşıyor.


soL bundan 2 yıl önce, yine bir 10 Kasım’da Mustafa Kemal üzerine, Genel Yayın Yönetmeni Kemal Okuyan’ın şu değerlendirmesine yer vermişti.

3 Kasım 2011 Perşembe

ÖDP Tüzük Kongresi sonuçlarını açıkladı

soL (Yeni TKP)  02/11/2011
Özgürlük ve Dayanışma Partisi 29-30 Ekim 2011 tarihlerinde Ankara’da toplanan Tüzük Kongre/Konferansının "Görev Örgütlü Halk Muhalefetini Büyütmektir" başlıklı sonuç bildirgesi yayınlandı.

31 Mart 2011 Perşembe

Oğuzhan Müftüoğlu ve arkadaşlarına açık mektup

29/03/2011  ürün
Devrimci Yol-ÖDP hareketinin lideri Oğuzhan Müftüoğlu'nun yaşamı ve mücadelesiyle ilgili büyük söyleşi kitabı Şubat 2011'de Ayrıntı Yayınları tarafından yayınlandı. Kitap, Bitmeyen Yolculuk. Oğuzhan Müftüoğlu Kitabı başlığını taşıyor.

Adnan Bostancıoğlu'nun Oğuzhan Müftüoğlu'yla yaptığı büyük söyleşi, 1960'lardan bu yana devrimci hareket içinde yer alan, 1970'lerin ikinci yarısında devrimci demokrat hareketin en güçlü ve en yaygın örgütü olan Devrimci Yol'un önderliğini yapan, 12 Eylül faşizmine esir düşüp zindanda 11 yıl yattıktan sonra 1996'da Özgürlük ve Dayanışma Partisi'nin kurulmasına öncülük eden Oğuzhan Müftüoğlu'nun anılarını ve değerlendirmelerini içeriyor.

28 Mart 2011 Pazartesi

Oğuzhan Müftüoğlu'nun iddiasi üzerine

Coşkun Demir, Alias ..., ciddi ve tutarlı kişilerin bu grupta kaldığına inanmadığımı belirterek başlamalıyırm. ayrıca,ciddi ve tutarlı kişiler ararken kendinin ciddi ve tutarlı kişi olduğunu öne çıkartmaya çalıştığının sırıttığını da eklemek isterim.

gelelim Zülfikar efendinin deyim yerindeyse kurbağaları bile ürkütmeyecek taş misli grubun tam ortasına attığı iddiaya. daha doğrusu Oğuzhan Müftüoğlunun kitabına yerleştirdiği taşlarından birini bu gruba taşımasına. burada,Zülfikarın uzun zamandır belki de baştan beri TKP geçmişinin iyi olan tarafından kurtulma çabasının hezeyan biçiminde dışa vurumundan bir örnek var. bu örneğin ne anlama geldiğini ve Zülfikar efendinin attığı bu taşın ürküntüsünün kurbağaları aşan bir yanının olup olmadığı konusunda yaklaşım belirlemek, TKP yi fetişleştirerek ki,(bu,aynı zamanda TKP yönetiminin bütün yanlışlarını da yok sayarak fetişleştirilmesi dolayısıyla sonrasında olan bitenlerin olumlulanması ve meşru kılınması çabalarına destek verilmesi demektir), mümkün olmaz. üstelik burası bir tarih çalışması alanıdır ve burada ,bu grupta demek istiyorum,belgeler konuşmuyor,belgeler TUSTAV kurumun arşivlerindedir ve böyle bir TKP imzalı belge varsa TUSTAV bunu ortaya koymalıdır. belki daha önce olduğu gibi,artık yorulmadılarsa ya da artık TKP tarihi ile ilgilenen kalmadığı yönünde bir karar birlikleri yoksa Sn.Erden Akbulut eliyle bu yöndeki açıkjlığı sağlayacak belge ortaya konulabilir ya da "yoktur böyle bir belge" yollu bir ilan asılabilir. bir kaç gün geçmesine rağmen bu olmadı ise,demekki,bu taş hem kurbağaları bile ürkütmemektedir ve hem de TKP tarihi ile ilgileniyormuş gibi yapan hiç kimsenin ilgisini çekmemektedir. Kaldı ki,bu gurpta ve dahi TUSTAV kurumda,belgesi olan gerçeklikler üzerinde bile,bu grubun orta yerine,kurbağa ürkütmesi bu denli cılız olan taşlar bile düşmemiştir.