Gün Zileli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gün Zileli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Aralık 2013 Cumartesi

Hegemonya Bunalımı ve Yeni Hegemonik Bloklaşmalar…

Gün Zileli  
Gramsci’nin, iktidar teorilerine en büyük katkısı, iktidar denen olguya hegemonya kavramını sokmuş olmasıdır. İktidar sadece devlet aygıtı ve zor araçları değildir. Her iktidar aynı zamanda ideolojik hegemonyaya dayanır. Bu ideolojik hegemonya, iktidarın, yönetilenlerin rızasını almasını sağlar.

31 Ekim 2013 Perşembe

Metin Çulhaoğlu’na Teşekkürler…- Gün Zileli

Gün Zileli  17/10/2013 Toplumsal Devrim
Devlet, iktidarın en yoğunlaşmış biçimidir. İktidar mücadelesi her yerde, her birimde, ailede, kardeşler arasında da sürer gider. Dolayısıyla, devlet iktidarına karşı olmak, iktidar ilişkilerinden azade olmak anlamına gelmez. Hatta iktidar mücadelesi, birbirine en yakın olanlar arasında daha da çetin geçebilir.
Birinci Enternasyonal’de de o zamanın iki radikal-devrimci akımı olan Marksizmle Anarşizm arasında bir iktidar mücadelesi cereyan etmiştir. I. Enternasyonal’in kurucuları Marx ve Engels’di ve doğal olarak bu örgütün yönetiminde de Marksistler egemendi. Daha sonra Bakunin ve taraftarları da I. Enternasyonal’e katıldılar. Bundan sonra, Marksistlerle Anarşistler arasında devlete bakış konusu merkez olmak üzere bir mücadele sürdü. Marksistler, Almanya merkez olmak üzere orta Avrupa seksiyonlarında hâkimdi; Anarşistler ise, ağırlıklı olarak, İspanya, İtalya gibi Latin seksiyonlarında. Bir süre sonra Anarşistler, Fransa ve Belçika seksiyonları üzerinden orta Avrupa seksiyonlarında da yayılma eğilimi gösterdiler. Bu yayılmayı önemli bir tehlike olarak algılayan Marx ve Engels, sonunda çareyi, I. Enternasyonal’in merkezini Birleşik Amerika’ya taşımakta buldular. Bu, I. Enternasyonal’in sonu oldu.

25 Ağustos 2013 Pazar

Sevan Nişanyan 

Rabiacılara neden karşıyız?

Gün Zileli

İki Kemalizm…

Bir kere şunda anlaşalım. Mısır’ın kaderi sadece Mısırlıları ilgilendirmez. Mısır’ın kaosa sürüklenmesi veyahut birtakım gözü dönmüş manyakların yönetimine girmesi, öncelikle komşu ülkelerin güvenliğini ilgilendirir. İkincisi, o kargaşadan etkilenecek olan diğer Arap ve İslam ülkelerini ilgilendirir. Üçüncüsü, onmilyonlarca aç ve öfkeli insanla başa çıkmak zorunda kalacak olan dünya ülkelerini ilgilendirir. Dolayısıyla bu ülkelerin, Mısır’ın intihar etmesine engel olma hakkı – hatta haktan öte görevi – vardır.

10 Nisan 2012 Salı

40.Yılında KIZILDERE.Doğrular yanlışlar 9


Kazım Özüdoğru: Ayakkabı boyacısı, sunucu ve Dev-Genç Genel Sekreteri

Murat Bjeduğ  T24
“Sinan Kazım Özüdoğru’yu tanımak, bir anlamda 1968 gençliğini tanımaktır. Adeta, o dönem gençliğinin tüm özelliklerini varlığında birleştirmiş bir gençti.” 
Gün Zileli
Ertuğrul Kürkçü, verdiği  sayısız mülakatta Kızıldere olayında kaybettiği arkadaşları için “Çok özel, çok değerli insanlardı” derken mübalağa mı ediyordu?
Aksine, biraz araştırınca, Ertuğrul Kürkçü’nün objektif bir değerlendirme yaptığı görülüyor.

31 Mart 2012 Cumartesi

Yettin Ama Doğan Tarkan…

Gün Zileli 29/03/2012  Gün Zileli.com 
Doğan Tarkan’la kırk yılı aşkın bir zamandır tanışırız, arkadaşımdır. Yollarımız zaman zaman kesişti de.
İkimiz de TİP’liydik. Sonra biz TİP içinde MDD’ci muhalefeti oluşturduk. Doğan, “sosyalist devrimci” saflarda kaldı. Yarılma’da da yazmıştım. Bence bize göre daha doğru bir yerdeydi o zaman.
Doğan, 1970’li yıllarda “Kurtuluşçu” oldu. Belki bugünkü gençler bilmiyor olabilir. “Kurtuluş”, Mahir Çayan’ın önderliğini yaptığı THKP-C hareketinden ortaya çıkmıştı. Yani bu hareketin bir kesimi, 1970’li yıllarda “Kurtuluş” hareketi olarak örgütlendi. Aynı hareketin en kalabalık kesimini oluşturan “Dev-Yol”la silahlı çatışmalara bile girdi “Kurtuluşçu”lar. O zaman “Çinci”, “Sovyetçi” ayrılığı solu bıçak gibi ikiye bölmüştü. “Kurtuluş” hareketi “Sovyetçi” kesime daha yakındı.
1980’li yıllarda Doğan Tarkan İngiltere’ye gitti ve orada siyasi mülteci olarak bulundu. Buradayken büyük bir değişim geçirdiği anlaşılıyor. İngiliz solunun en büyük partisi olan, Tony Cliff’in önderliğini yaptığı Socialist Workers Party’e katıldı. Bu parti yarı-Troçkist bir partiydi. Troçkist gelenekten gelmekle birlikte, Sovyetler Birliği’ni, 1930’lardan itibaren “bürokratik kapitalist” olarak nitelemesiyle Troçkistlerden ayrılıyordu. Anlaşılan, Doğan Tarkan da süreç içinde Sovyetler Birliği konusundaki fikirlerini değiştirmişti.
Doğan Tarkan, ingiltere’de bulunduğu süre içinde, SWP’nin Türkiye seksiyonu olarak görülebilecek bir hareketi örgütledi ve önderliğini yaptı: “Sosyalist İşçi”.

5 Kasım 2011 Cumartesi

Cumhuriyet Yanılsaması!!!

Gün Zileli  01/11/2011  
AKP hükümetinin, şu Ergenekon davası rezaletini imal ederek ulusalcıların önde gelenlerini ve geride kalanlarını içeri atıp tutuklaması ceza boyutlarına vardırdığından beri ulusalcıları eleştiren bir şeyler yazmak uzun süredir içimden gelmiyordu. Ne var ki, bu ulusalcılar, ettikleri laflarla ve sergiledikleri tutumlarla “gel beni eleştir” diye insanı adeta tahrik ediyorlar.

Şu “Cumhuriyet bayramı” isterisinden söz ediyorum. Ne o efendim, hükümet şu ya da bu gerekçeyle Cumhuriyet bayramı kutlamalarını iptal etmiş. Bunun üzerine ülkemizin kadir bilir cumhuriyetçileri Atatürk posterleriyle, Türk bayraklarıyla ve “şehit” fotoğraflarıyla sokaklara dökülmüşler gece vakti. Böylece gayriresmi büyük bir kutlama meydana gelmiş. Bu, bayraklı yürüyüşlerden beri AKP’ye karşı en büyük gövde gösterisiymiş. Yürüyüşün başı Kadıköy’deyken sonu neredeyse Bostancı’daymış. “Yandaş medya” ise bu büyük gösteriye hiç yer vermemiş ya da çok az yer vermiş. Bunları, dün gece Ulusal Kanal’daki Ümit Zileli’nin programından işittim.