Radikal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Radikal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ekim 2013 Pazartesi

HDP'nin sihirli değneği de olacak mı?

Radikal
Hiç denenmeyen bir şey değil, ancak bu kez herhalde Gezi eylemleri ve sonrasında oluşan toplumsal duyarlılık nedeniyle daha çok tartışılıyor ve önemli görülüyor, Kürt siyasi hareketinin Türkiye'nin gerçek solcularıyla seçim koalisyonu kurması.
Şöyle kağıt üzerinde baktığınızda, HDP gerçekten hem göze hem de kulağa çok hoş geliyor, içerisinde bu ülkedeki türlü zorbalıklara ve hukuksuzluklara sessiz kalmayan birçok değerli insan var.

11 Ağustos 2013 Pazar

Direnişin dili ve Gezi

'Her yer Taksim, her yer direniş' sloganının bile 'Her yer Maksim her yer gazino' biçimine dönüştürülmüş olmasının anlamı var.
Radikal 10/08/2013
Gezi direnişi sessizliğe bürünmüş görünse de ürettiği dili teslim etmedi, direniyor. Gezi Parkı eylemleri üzerine konuşurken seçilen ve hemen herkesin kullandığı sözcükler uzlaşılan ortak bilinç hakkında fikir veriyor. Taksim Gezi Parkı’nın korunması için başlayıp bir tür sosyal direnişe hatta başkaldırıya dönüşen eylem sırasında katılımcılar politik tavır almaktan özenle uzak durup anti-politik denebilecek davranış sergilediler. Buna uygun bir terminoloji kullanmaya da özen gösterdiler.

22 Haziran 2013 Cumartesi

Gençlik artık politik bir aktör

Gençlik artık politik bir aktör
Umay Aktaş Salman / Prof. Dr. Çarkoğlu  Radikal
BAŞLARKEN
Her şey, Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında 27 Mayıs’ta Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesilmesiyle başladı. Birkaç aktivistle başlayan nöbet, kuşluk vakti polislerin çadırlarda yeni uykuya dalmış, şiddete başvurmayan göstericilere yönelik gaz bombalı saldırısı ve Başbakan’ın, “Projeyi uygulayacağız” açıklamasıyla, dalga dalga yayılan protestoya dönüştü. Daha fazla demokrasi, özgürlük ve çoğulcu bir yönetimin talep edildiği hareketin başrolünde ise yıllardır ‘apolitik’ sanılan gençlik vardı. Gençler alışılageldik eylem türlerinin pabucunu dama attı, gösterilerinde mizahı da işin içine katarak ezber bozdu. Bu yazı dizisinde 21 gün boyunca Gezi’de olanlar ve sonrasının çeşitli yönlerden analizlerini bulacaksınız.

19 Haziran 2013 Çarşamba

Gezi sonrası Türkiye'nin önünde iki yol...

Cengiz Çandar  Radikal
'Duran Adam' ile dünyaya örnek bir 'sivil itaatsizlik örneği' üreten 'Gezi Ruhu'nu ayakta tutmak, Türkiye'nin geleceğini de güvence altına alacaktır.
Eğer rakam dünden itibaren daha da kabarmamış ise, önceki gün, Gezi eylemlerinin kaba bilançosu şöyle idi: 4 ölü, 7822 yaralı, 11 göz kaybı, 6 kişi yoğun bakımda, 1000’e yakın gözaltı. Ve tabii buna görülmemiş ölçüde sıkılan biber gazının yol açtığı ‘bir ton gözyaşı’nı da ekleyin. 

Bu arada, ülkenin bozulan psikolojisini, iktidar sahiplerine karşı, vatandaşların hatırı sayılır bölümünde kaybolan ve geri gelmesi pek de mümkün gözükmeyen güven kaybını eklemeyi de ihmal etmeyin. 

‘Dış mihraklar’, ‘uluslararası komplo’, ‘Zello’, ‘Otpor’, ‘faiz lobisi’ vs. aklınıza gelen gelmeyen bütün palavraları ve zırvayı bir kenara koyun. Olayların nasıl başladığını ve nasıl sona erdirildiğini asla unutmayın: Türkiye’ye akıl almaz derecede ağır bir faturaya mal olan olaylar, Gezi Parkı’nda 31 Mayıs sabahı saat 5’te ve gece, polisin ‘orantısız güç kullanması’ ile bir ‘toplumsal patlama’ya dönüşmüştür. 15 Haziran gecesi kendi kendine sona ermesi ihtimali çok yüksek iken, çadırlar toplanmakta, barikat kaldırılmaktayken, yine vahşi bir biber gazlı polis saldırısı sonucunda nokta, ‘Gezi Parkı Direnişi’ bitirilmiştir.

16 Haziran 2013 Pazar

Gezi Parkı eylemlerinin düşündürdükleri

Erdoğan Şenel  Radikal
Yukarıdaki resmi özellikle seçtim. Bu ülkenin başbakanının yurttaşına savaş açan yüz ifadesini anlatıyor. Sanırım Esad'a bu saatten sonra söyleyecek sözü de olamaz, yüzü de olamaz. İktidarın kendi varlığını korumak için legal yolları kullanması anlaşılabilir. Ama böyle korsanca saldırı sonucu 'ben iktidarımı korudum' diyenler şunu bilmeli ki o iktidarı onlar şu anda kaybetti. Meşrutiyetini yitirmiş, kendi haklına halkın çocuğu polisleri saldıran bir iktidarın meşruluğunu savunacak destek verecek Dünya'da bir kaçı hariç ne bir ülke ve ne de bir insan olacağını zannetmiyorum.

6 Haziran 2013 Perşembe

Kürtler ile laikçi teyzeler 'yuvarlak dansta'

Ezgi Başaran  Radikal
BDP milletvekili İdris Baluken’in “Statükoyu güçlendirecek sloganlar ve imgeler bu protestoların başat özneleri konumuna gelmiştir. BDP olarak hiçbir sebep ve durumda biz bu ırkçı, ulusalcı, cinsiyetçi, tekçi, militarist kesimlerle yan yana durmayız” demesi tuhaf karşılanmıştı.Çünkü bu eylem yan yana durmak üzerineydi. Ve Kürtler, özellikle de BDP seçmeni Taksim Meydanı’ndaydı. Yan yana. Evet bir ya da iki kez, İşçi Partisi’nin temsilcileriyle söz atışması yaşanmıştı ama o kadar. Çok şükür.
Dün akşamüstü saatleri telefonuma bir video eşliğinde düşen mesaj şöyleydi: “Ezgi, şu anda Gündoğdu Meydanı’nda laikçi teyzelerle Kürtler halay çekiyor. Hayaldi gerçek oldu ?” 
Halayda serçeparmaktan buluşuluyorsa hayatta da bir yerden buluşulur yani. Gezi’de ve direnişin yayıldığı tüm meydanlarda mütemadiyen halay çekiliyor ya, yabancı basın için ayrı bir neşe kaynağı bu. BBC dün Gezi’yle ilgili röportaj yaptığı bir akademisyene son soru olarak şunu sormuş mesela: “Do you think they are going to do that circle dancing again? (Sizce yine o yuvarlak danstan yaparlar mı?)” 

4 Haziran 2013 Salı

Taksim Meydanı'nda Öcalan Gerginliği

Taksim Meydanı'nda Öcalan Gerginliği
Taksim Meydanı'nda bir grup BDP'li ile bir grup TGB'li birbirlerine taş ve sopalarla saldırdığı belirtiliyor
Radikal 02/06/2013
Taksim Meydanı'na ellerinde BDP , PKK bayrakları ve Öcalan fotoğrafı olan yaklaşık yüz kişilik grubun girmesiyle beraber alan bir anda karıştı. Öcalan'ın meydandakilere selam gönderdiğinin de anons edilmesiyle beraber gruplar arasında kısa süreli bir çatışma yaşandı. BDP'li grup ve TGB gruplar birbirlerine su şişesi ve taş attı. Yaşanan gerginlik sırasında panik yaşandı ve meydanda bulunan gruplar kaçışmaya başladı. Gerginlik bir süre sonra sona erdi. Bu sırada meydanda bulunan bir otobüsün üzerinden bayrakların indirilmesi anons edildi. Ancak grup "PKK halktır, halk burada" sloganlarıyla tepki gösterdi. Meydanda şu anda tansiyon oldukça yüksek.

14 Mayıs 2013 Salı

Mihraç Ural: Reyhanlı saldırısının faili İsrail



Reyhanlı'da en az 50 kişinin 
Mihraç Ural: Reyhanlı saldırısının faili İsrailölümüyle sonuçlanan bombalı 
saldırının Reyhanlı'da en az 50 kişinin ölümüyle sonuçlanan bombalı saldırının ardından Türkiye medyasında eylemin faili olmakla itham edilen THKP-C Acilciler örgütünün eski liderlerinden Mihraç Ural Radikal'e konuştu.ardından Türkiye medyasında eylemin faili olmakla itham edilen THKP-C Acilciler örgütünün eski liderlerinden Mihraç Ural Radikal'e konuştu.
İsmail Saymaz / Mihraç Ural  Radikal
Reyhanlı’da en az 50 kişinin ölümüyle sonuçlanan bombalı saldırının ardından Türkiye medyasında eylemin faili olmakla itham edilen THKP-C Acilciler örgütünün eski liderlerinden Mihraç Ural Radikal’e konuştu. 

4 Ocak 2013 Cuma

Uras: Namaz kıldığım için alay ettiler

Ufuk Uras 'namaz kıldığı için' yaşadığı sıkıntıları anlattı: Alay konusu olmuştum. Ama dini bütün olmakla sosyalist olmanın çeliştiğini varsayanlar aydınlanmacı, İttihat Terakki çizgisinde.


Ufuk Uras 'namaz kıldığı için' yaşadığı sıkıntıları anlattı: Alay konusu olmuştum. Ama dini bütün olmakla sosyalist olmanın çeliştiğini varsayanlar aydınlanmacı, İttihat Terakki çizgisinde.

19 Ağustos 2012 Pazar

"SİLİKOZ" Taşlıçay Köyü 'kot'a sekizinci kurbanını verdi

Bingöl'ün Karlıova İlçesi'ne bağlı Taşlıçay Köyü'nden 8 yıl önce İstanbul'a giderek kot taşlama atölyelerinde çalışan 29 yaşındaki Vedat Yıldırak, yakalandığı Silikozis hastalığına yenik düştü. Yıldırak, Taşlıçay Köyü'nde bu hastalıktan yaşamını yitiren 8'nci kişi oldu.

Serkan BİNGÖL  Radikal
Bingöl’ün Karlıova İlçesine bağlı Taşlıçay köyünden 8 yıl önce gittiği İstanbul’da kot taşlama atölyesinde çalışan Vedat Yıldırak, 3 yıl önce Silikozis hastalığına yakalandı. 2 çocuk babası Yıldırak, hastalığa yakalandıktan sonra köyüne dönerken, tedavisini Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde devam etti. Ancak Yıldırak, dün hastanede yaşamını yitirdi. Yıldırak ile birlikte Taşlıçay Köyü’nde Silikozis hastalığından ölenlerin sayısı 8’e, Karlova İlçesi’nde ise 15’e yükseldi. Yıldırak, getirildiği köyünde gözyaşları arasında toprağa verildi. Taşlıçay Köyü’nde yaklaşık, 50, Karlıova ilçe genelinde 150 kişinin Silikozis hastalığına yakalandığı belirtildi. 

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Komünizmin simgesi hurdacıya gidiyor!

Sofya'nın merkezinde bulunan ve Komünist döneminin en büyük sembolü olarak kabul edilen "13 Asırlık Bulgaristan" anıtının yıkılmasına ve içindeki metalin hurdaya gönderilmesine karar verildi
Radikal
Sofya Belediyesi, 35 bin avro bütçe ayırarak, "13 Asırlık Bulgaristan " adlı dev anıtı yıkmaya karar verdi. Belediye yönetimi, anıtın içindeki 1000 tonluk metali ise hurdaya göndererek yıkım masrafının bir bölümünü buradan karşılamayı hedefliyor. 

Ülkenin devrik Komünist diktatörü Todor Jivkov’un kızı Lyüdmila Jivkova’nın inisiyatifi ile inşa edilen anıt Bulgaristandevletinin kuruluşunun 1300. yıldönümü dolayısıyla 1981'de açılmıştı. 

22 Temmuz 2012 Pazar

'Tayyip Bey ustalığını kullandı'

Numan Kurtulmuş AK Parti'ye geçti, HAS Parti'nin akıbeti muamma. 'Yol arkadaşı' Mehmet Bekâroğlu'yla 'Müslüman sol'u konuştuk.
Son dönemde Halkın Sesi Partisi’nde (HAS Parti) yaşananlar üzerine bir dolu siyasi analiz yapılabilir. Ama siz nasıl hissediyorsunuz onu merak ediyorum. 
Radikal
Ben de yokladım kendimi, neler oluyor diye. Şaşkınım diyemem. İşaretleri vardı çünkü. Ama tabii insan burukluk hissediyor. Yoruldum mu diye soruyorum kendime. Ama netim, ne olduğunu çok rahat bir biçimde tanımlayabiliyorum. 

20 Temmuz 2012 Cuma

HAS Parti'nin geleceği

Kurtulmuş, son yıllarda en çok heyecanlandığı olayın, ABD'de 'yüzde 1'e karşı yüzde 99'un işgal eylemleri olduğunu söylemişti. Bizler heyecanımızı koruyacağız.
Zeki  Kılıçaslan  18/07/2012  Radikal
HAS Parti’nin (Halkın Sesi Partisi) bu hafta yapılan il başkanları ve GİK toplantısı sonuçları ve genel başkanın açık tutumu, partinin bir şekilde sonlandırılıp AKP’ye katılacağını kesinleştirmiştir. Sosyalist solda siyaset yapmaya çalışırken bu partinin kuruluşuna katılan biri olarak sürecin değerlendirmesi, benim için ‘hüzünlü’ bir sondan çok, farklı bir siyasal arayışın inşa edilişine dair sorunlar üzerine söz etmek olacaktır. 

12 Temmuz 2012 Perşembe

34 yıl sonra bu kez vicdanlar kanıyor

8 Ekim 1978 Pazar günü Ankara Bahçelievler semtinde bir öğrenci evinde katledilen 7 TİP'li öğrenciden biri de yakınım Hürcan Gürses'ti.
Uğur Gürses  Radikal
70’li yılların sonunda, o zamanlar Ankara’da Kocabeyoğlu Pasajı’nın alt katındaki plakçılarda, listelerden parça seçerek ‘kaset doldurtmak’ tek seçenekti. Ama benim için bir başka seçenek de, Hürcan ağabey idi; gittiğimde gitarıyla popüler şarkıları çalardı. Bu yüzden; fırsat buldukça uzun saçlı, dar gömlek ve bol paçalı üniversiteli Hürcan ağabeyle zaman geçirmekten çok hoşlanırdım. O dönemde her üniversiteli gibi Hürcan ağabeyin de siyasal görüşü vardı; O Türkiye İşçi Partisi’ni seçmişti. Gelecek için iyi hayaller kuruyordu.
Bir pazar günü öldürüldüğünde tam 27 yaşındaydı. Bense 15. Ölümü, sevdiğim birini kaybetmeyi o gün öğrendim. Hürcan Gürses, düşüncesi yüzünden öldürüldü. İçinde katil sürüsünün olduğu, derin devlet bağlantılı Abdullah Çatlı’nın şefliğini yaptığı bir çete tarafından, bir öğrenci evinde 6 arkadaşıyla birlikte öldürüldü. 

22 Mayıs 2012 Salı

Neo liberalizmin fıtratı; TAZMİNATI NEYSE VERİRİZ

Eren Erdem 16 yaşındaydı. Giresun'da Hidroelektrik Santral kazasında can verdi. Bu yıl HES'lerin aldığı 26'ıncı can. 
İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı Kanunu Tasarısı Taslağı'nın "kanunlaştığı"nı görmedi. Görseydi de kaderi değişmezdi, çünkü kanun çok laf söylüyor, az sonuç hedefliyor.
Radikal
Giresun’daki HES inşaatında geçen hafta dört işçiyi toprağa verdik. HES’ler yılbaşından bu yana 26 can aldı. İşçi canı.
Artık anladık. İş kazalarında ölenlerin değeri yok. İşleri ölmek. Yas tutmaya değmezler. Cenaze törenlerinde kaç siyasetçi gördünüz, kaç işadamı, kaç kere? Mezar başlarında? Gözü yaşlı ailelerin fakirhanelerinde? İş cinayeti yetimlerinin geleceği için yük alan kaç kişi gördünüz, özel, tüzel, kurumsal, kamusal, sivil? Haklarının aranmasına değmezler: 21 kişinin öldüğü Davutpaşa kazasının mağdurları hangi haklarını aldı? Kim yargılandı? Kime ceza verildi, bir daha böyle vahim sonuçları olan tedbirsizlikler yapmasınlar diye? 

3 Mayıs 2012 Perşembe

'DİSK'in savcılığa verdiği görüntüler ortadan kayboldu'

Radikal
1 Mayıs 1977 olaylarıyla ilgili hazırlanan belgesel için araştırma yapan ve materyalleri toplayan DİSK Basın Yayın Halkla İlişkiler sorumlusu Fahrettin Erdoğan, o dönemde yazılan yazılar ve yapılan araştırmaların olayın Kontrgerilla tarafından işlendiğini ortaya koyduğunu söyledi. Erdoğan, açılan davada DİSK’in avukatı Rasim Öz’ün mahkemeye sunduğu delillerin ise ortadan kaybolduğuna dikkat çekti. 

12 Mart 2012 Pazartesi

21. yüzyılda devrim

Erkin Özalp sosyalist mücadelenin karmaşık siyaset tarzıyla yürütülmeyeceğini gösteriyorİçinde yaşadıklarından daha farklı bir dünyanın hayalini kuranları, bu hayali gerçekleştirme yoluna koyulduklarında, sorulmuş ya da sorulması gerekli bir yığın soru bekler. Eğer dünyanın değişmesi isteğinden ve dünyayı değiştirmek isteyenlerden söz ediyorsak, tüm bu soruların yöneldiği nihaî hedef tektir ya da tek olmalıdır: Devrim nasıl gerçekleşecektir? 
Radikal  09/03/2012
Erkin Özalp’in ‘Teorisyeniniz Devrimciydi - 21. Yüzyılda Marksizm ve Sosyalizm’ adlı kitabı, dünya çapında kapitalizmin bunalımlarının yarattığı yıkımlara karşı gelişen toplumsal hareketlerin damga vurduğu bir dönemde, işte bu temel soru üzerinden şekilleniyor. Yazar, bir yandan Türkiyeli Marksistlerin dikkatini, ‘işgal’ eylemlerinde olduğu gibi kapitalizmi bir sistem olarak sorgulayan toplumsal hareketlerin ortaya çıkışına, bu hareketlerin örgütlenme tarzlarına ve özellikle İnternetin üstlendiği kritik role çekerken, diğer yandan ‘Marx Neden Haklıydı?’ türünden kitaplara dönük ilgi artışının işaret ettiği ihtiyaca karşılık vermeyi de ihmal etmiyor; hatta belki daha ağırlıklı olarak bu ikincisini gözetiyor. 

13 Şubat 2012 Pazartesi

Ece Temelkuran 'Bu sürece dur demek gerekiyor'

'Bu sürece dur demek gerekiyor'
Ece Temelkuran. Fotoğraf: MUHSİN AKGÜN

ALPBUĞRA BAHADIR GÜLTEKİN



Radikal Kitap / 10/02/2012
Köşe yazılarını 'Kayda Geçsin' adını verdiği kitabında toplayan gazeteci Ece Temelkuran, "Tek seçenek atıldığımız bu arenadan sırtlanlara yem olmadan çıkıp, o sırtlanları o arenaya gönderenlerle hesaplaşmak" diyor
Kitabın önsözünde baskı ortamında muktedirlerin rolünden çok, toplumsal tereddüde işaret edip endişenizi dile getiriyorsunuz. Bu tereddüdün kaynağı nedir, toplumsal kimliğimiz mi, yoksa yeni bir Türkiye iklimi mi? 

16 Ocak 2012 Pazartesi

AKP ve militarist ruh

Orhan K.Cengiz  Radikal
Belli bir aydın grubu, hükümete yönelik uyarıcı eleştiriler getirmekten çekinerek, hükümete ve Türkiye'ye en büyük kötülüğü yapıyorlar.
Birkaç yıl önce, bütün hayatını Doğu Almanya’daki ‘sosyalist rejimle’ savaşmaya adamış bir rejim muhalifinin, Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonra içine düştüğü ‘boşluğa’ ilişkin samimi itiraflarını okumuştum. Mealen şöyle diyordu: “Sosyalist rejimi eleştirmeye o kadar alışmıştık ki rejim çöktükten sonra ne yapacağımızı şaşırdık.” Türkiye’de hükümete ilişkin tek kelime eleştiri getirmeden, ha bire Kemalizmi ve askeri vesayeti eleştirmeye devam edenler, bana bu Alman rejim muhalifini hatırlatıyorlar...


Kemalizmi eleştirenler 
AKP iktidara geldikten sonra uzun bir süre ‘darbe tehdidi’ altında icraatlarını sürdürdü. Güçlü bir şekilde iktidara gelmişti ama daha önce ‘iktidara’ gelen pek çok siyasi parti gibi AKP de sadece ‘hükümet etmekteydi’, bir de iktidarın gerçek sahipleri, ‘devlet’ vardı ortada... Bu dönemde, demokratların AKP’ye çok sert eleştiriler yöneltmekten kaçınmasının kabul edilebilir bir mantığı vardı. Demokratlar, sözlerinin, eleştirilerinin askeri vesayetin oyuncağı olmasından, mesela Anayasa Mahkemesi’nde açılacak bir kapatma davasında ‘destekleyici’ argüman olarak kullanılmasından çekiniyorlardı... 

25 Aralık 2011 Pazar

Kuzey Kore: İmge diktatörlüğü

Özcan Yüksek  Radikal
Kuzey Kore, liderinin ölümünün ardından ağlayan Korelilerle hafızalara kazındı. Ülkeye girebilen az sayıda yabancıdan biri olan Atlas Dergisi Yayın Yönetmeni Özcan Yüksek Kuzey Kore'yi Radikal'e yazdı.


Kuzey Kore’ye arkadaşım Gürsel Göncü’yle birlikte gittiğimde, Güney Kore’de Dünya Kupası oynanıyordu ve kimsenin haberi yoktu. Atlas’ın kapağına Gizli Ülke başlığını bu yüzden koymuştuk. Sekiz günde, ülkenin daha önce yabancı hiç kimsenin ayak basmadığı bölgelerine, Kore Savaşı araştırmamız sayesinde girebilmiştik.


Tabii benim için Kuzey Kore çok özel bir ülkeydi. Mastır tezimi Sovyet planlı ekonomisi üzerine yapmış, Orwell’ın 1984, Zamyatin’in Biz romanlarını pek çok kere okumuş biri olarak, kitap sayfalarının gri, cansız tasvirleri yerine, canlı gerçekle karşılaşıyordum. Kuzey Kore’de bir kez daha anladım ki, gerçek, insan hayalinden çok daha güçlü bir yaratıcıdır. Gördüklerim, Orwell ve Zamyatin’in hayal gücünü çok aşıyordu.