Hikmet Çetinkaya 22/11/2011 Cumhuriyet
Benim Ülkemde...
Gözleri, acı ve hüznün suskun sözcükleri, yabancılaşan bir maviyi anlatıyor gibi...
Kucaklaşıyorlar yakınlarıyla... Anaları ve babalarıyla...
Uzun bir yolculuğa çıkıyorlar; hiç tanımadıkları kentlere gidiyorlar Van ve Erciş’ten.
Aydın’a, Balıkesir’e, Muğla’ya...
Kışı orada geçirecekler...
Akçakavak yaprağında ak pak bir ışıltı ve yaşama sımsıkı sarılmak...
Çadırda donarak ölen çocuğumuz...
Bir gün sonra çadırda çıkan yangın...
Üç bebeğin diri diri yanarak yaşamını yitirmesi...
Otobüsler art arda kalkıyor Van’dan ve Erciş’ten.
Gece buz kesiyor.
Benim Ülkemde...
Gözleri, acı ve hüznün suskun sözcükleri, yabancılaşan bir maviyi anlatıyor gibi...
Kucaklaşıyorlar yakınlarıyla... Anaları ve babalarıyla...
Uzun bir yolculuğa çıkıyorlar; hiç tanımadıkları kentlere gidiyorlar Van ve Erciş’ten.
Aydın’a, Balıkesir’e, Muğla’ya...
Kışı orada geçirecekler...
Akçakavak yaprağında ak pak bir ışıltı ve yaşama sımsıkı sarılmak...
Çadırda donarak ölen çocuğumuz...
Bir gün sonra çadırda çıkan yangın...
Üç bebeğin diri diri yanarak yaşamını yitirmesi...
Otobüsler art arda kalkıyor Van’dan ve Erciş’ten.
Gece buz kesiyor.