Yunanistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yunanistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Haziran 2015 Cuma

 
OKDE-Spartakos,Yeni Yol Haziran 2015
1. İşçi sınıfının bir “sol hükümeti” oylayıp seçerek kemer sıkma politikalarından kurtulabileceğine dair tüm umutlar kısa zamanda yıkıldı. Syriza seçimleri kazandı ve bir hükümet kurdu. Elbette kurulan bir sol hükümet değil, aşırı sağ milliyetçi parti Bağımsız Yunanlar (ANEL) ve çeşitli sosyal demokratlar ile beraber kurulan bir işbirliği hükümeti idi. Yine de Syriza hükümet politikalarının ana belirleyicisi konumundadır. Bu “ulusal kurtuluş” (siyaset lugatında bu kavram sınıf işbirliğine denk düşer) hükümeti bazı kurusıkı atışlardan sonra, kreditörler, troyka, emperyalistler ve hem Yunanistan’daki hem de Avrupa’daki kapitalistler ile namütenahi bir müzakere oyununa dahil oldu.

26 Şubat 2013 Salı

VIO.ME fabrikası


İBRAHİM öZKURT
Krizdeki Yunanistan VIO.ME fabrikasındaki işçilerden mesaj var, yoksa devrim hala mümkün mü?
1789 da Fransız baldırı çıplaklarının önceden kurdukları Halk Meclisleri ve çeşitli seksiyonları vasıtası ile başlattıkları isyan devrimleşir ve Jakobenlerin iktidarı ile ilk evresini yaşar. Ne var ki, Baldırı Çıplakların oldukça radikal arayış, istem ve talepleri, iktidarı ele geçiren Jakobenlerce yerine getirilmez.

25 Haziran 2012 Pazartesi

Savaşımız tüm Avrupa halkları için

BirGün, Yunanistan seçimlerini Atina’da, Türkiye solunun epeydir merakla ve gıptayla baktığı SYRIZA’nın binasında izledi. Buradan pek çok röportaj, haber geçtik. Süreci başarıyla kotardığımızı düşünüyorum. Ancak “Yunanistan’a gittin hani Aleksis röportajı” diyenler de oldu. SYRIZA Başkanı Aleksis Çipras’la da röportaj yaptık. Hem de seçim sonrası dünya basınında ilk kez. (Bu görüşme için iki gün boyunca Atina’da parti binasında yattığımı itiraf etmem gerekir.) Ancak röportajı sona saklamamın bir nedeni vardı çünkü orada işler biraz değişmiş. Ana muhalefet partisi olunca ve sermaye çevrelerinin hedefi haline gelince ağızdan çıkan her sözü 40 kere tartmak zorunda kalıyorlar. O yüzden söyleşi bantlarını çözümledikten sonra Çipras’a tekrar yolladım, önce kendisi okudu, ardından redaksiyonu yaptı, arkadaşları dili tekrar tekrar düzenlendi ve tahmin edebileceğiniz gibi pek çok yeri kısaltıldı ve karşınıza öyle geldi.

Bunu anlayışla karşılıyoruz çünkü ihtiyatın nedenini tahmin etmek güç değil. Seçimden hemen sonra, “SYRIZA ikinci parti oldu şimdi ortalığı yakıp yıkacaklar” gibi spekülasyonlar yaratıldı. Çipras’ın bazı ifadeleri “galeyan çağrısı” gibi yorumlandı basında. Onu tekzip ederken bu kez de “Bak işte sokağa çıkmayacaklarmış bunlar sağcı” gibi “sol” eleştiriler de geldi. Söyledikleri her söz bir şekilde bir propagandanın malzemesi yapıldı. Türkiye’de oturup küçük camialardan ahkam kesmek kolay, sorumluluk almak ise Çipras ve arkadaşlarının yaşadığı gibi zor bir şey olsa gerek. İşte o söyleşi…      

-Yüzde 4.4 oy potansiyeline sahip bir radikal sol partinin oylarını bu kadar kısa sürede yüzde 28’lere taşıması büyük başarı. Türkiye solu için de önemli dersler barındırıyor. Bu oy patlamasının nedenleri neler?
SYRIZA’nın seçim başarısının pek çok nedeni var elbette. Birincisi SYRIZA muhalefetinin ana hattını, hem Meclis’te hem de eylemliklerde, troykanın yıkım politikalarına ve Memoranduma karşı kurmasıdır. İkinci neden, PASOK’tan kopan Memorandum karşıtı ekipler ve diğer solcu/ilerici güçlerle birlik sağlayabilmesidir.

-Bu birliği ilk seçim sonrası hükümet görüşmelerinde Komünist Parti ile de geliştirmek istediniz sanırım...

Evet. Solun diğer kesimleriyle ilerici/sol bir cephe kurmak için sabırla görüşmeler yapmaya çalıştık. Eğer KKE (Komünist parti) ve DIMAR (Demokratik Sol) liderliğinden olumlu bir geri dönüş alabilseydik Yunan Meclisi'nin ezici çoğunluğu elimizde olacaktı ve her şey daha farklı olacaktı.

28 Mayıs 2012 Pazartesi

21. yüzyılda devrimin anlamı ve gerekliliği

Jérôme E. Roos - ZNet
BirGün için çeviren: Onur Erem


11 Mayıs’ta Avrupa tarihinin en önemli devrimci anlarından bazılarına sahne olmuş, günümüzde de pazar merkezli topluma ve çarpık bir demokrasiye karşı isyan bayrağını dalgalandıran Barselona’da bulunmak gerçekten büyüleyici.

Tarihi zamanlardan geçiyoruz. Geleceğimiz belirsiz gözükse de, eski solcuların romantik düşüncelerinde kalakalmış ‘küresel devrim’ hayalinin bir şekilde tekrar dünyaya döndüğü, kitleleri sokağa döktüğü bir çağdayız. Kapitalizm kelimesinin dünya çapında milyarlarca insan için artık ‘çok çalışıp karşılığında ödül almak’ değil, çalışacak iş bulamamak anlamına geldiği günlerin içindeyiz. Öyle bir zamandayız ki artık devrimci teori ve pratiğin sadece akademik camianın ve bir grup aktivistin ayrıcalığından çıkıp küresel bir ihtiyaç ve hatta yeryüzünde var olan bir gerçeklik haline geldiğine tanık oluyoruz.

27 Ekim 2011 Perşembe

KAPİTALİZMİN KRİZİ (AB) YUNANİSTAN YAN GELİP YATIYORLAR MI?

T24  Mete Çubukçu  26/10/2011
'SAÇLAR KESİLİYOR'
"...tüm kötülükler Yunanistan’dan çıkmış gibi gösteriliyor; sanki Pandora’nın kutusu açılmış gibi. Şimdi bütün yük de çalışanların sırtına yükleniyor..."
Yunanistan 1981’da Avrupa Birliği’ne alındığında Avrupa’nın “fakir çocuğu”ydu. Bu “çocuğa” sahip çıkmak gerekiyordu; biraz da küçümseyerek “garsonlar ülkesi” dedikleri Yunanistan’a, İspanya ve Portekiz gibi el atıp hem sanayi ülkesi haline getirmek hem de darbeler dönemi sona erdirilip sağlam bir demokrasi etmek için AB’ye dahil ettiler.