Mahmut Balpetek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mahmut Balpetek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2014 Cumartesi

Otoriterleşen Türkiye’de Kürtler Özgürleşebilir mi?

 ”Sansür, HSYK ve MİT yasaları ile Kürt sorunun  çözümü arasında doğru orantılı bağ kurmak, Kürtlerin taleplerinin demokratik ortamda verilmeyecek kadar meşruluktan uzak   olduğunu anlatmaya çalışmaktır.”


Mahmut Balpetek  Yalansız
17 Aralık’ta   ortaya çıkmaya başlayan yolsuzluk zinciri, Türkiye’de yeni bir siyasal dönemin kapısını araladı.

HSYK düzenlemesi, internet sansürü ve MİT yetkilerini artırmayı amaçlayan yasal düzenleme topyekun otoriterleşme hamlesine dönüştü. AKP, yapılan yolsuzluğu görmezden gelerek, olup biteni paralel yapının  (cemaat) darbe girişimi olarak topluma takdim etme yolunu seçti.

28 Kasım 2013 Perşembe

   Mahmut Balpetek  Yalansız
          Barzani’nin Diyarbakır ziyaretinin  siyasi sonuçlarına bir yenisi daha eklendi. Yaklaşık yedi aydır hazırlıkları süren, Türkiye Kürdistanı Demokrat Partisinin (TKDP) kuruluşunu hızlandırma kararına varmış ve kamuoyuna ilk açıklamasını yapmıştır. Sertaç Bucak’ın yaptığı açıklama hem zamanlama hem kurmak istedikleri partinin tarihi, siyasal amacı  ve  biçimi açısından dikkat çekicidir.
 Herkesin kendi görüşü doğrultusunda parti kurması siyasetin ontolojisi gereğidir.  Dolayısı ile parti, hareket, forum oluşturmak gayet doğaldır ve öyle olmalıdır. O zaman denebilir ki; “dikkat çekicilik   bunun neresindedir?”Bu  sorusunun yanıtı  yazının devamında görülecektir.
      TKDP 11 Temmuz 1965’te kuruldu. Genel başkanlığına avukat Faik Bucak getirildi. Türkiye’de Kürtlerin özerkliğini talep eden partinin genel başkanı Av. Faik Bucak 4 Temmuz 1966 yılında uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Açıklamayı yapan Sertaç Bucak,  Faik Bucak’ın oğludur. Sertaç Bucak, Hak ve Özgürlükler Partisi( HAK-PAR) ikinci olağan kongresinde parti genel başkanı seçilmiş sonrasında bu partiden ayrılmıştı. Sertaç Bucak, 2011 seçimlerinde AKP’ye yakın duruşu ile aynı partiden milletvekili olacağı söylentilerini tekzip etme gereği bile duymamıştı. Seçimler sonrasında, Barzani  KDP’sinin finansörlüğü ve garantörlüğünde TKDP’yi kurmaya çalışmalarına katılmış, yaklaşık yedi aydır “Kürt Demokrasi Platformu” adı ile Diyarbakır ve Hewler’de (Erbil) toplantılar yapmıştı. Anayasa değişikliği ardından adında Kürt olan TKDP’yi kurmayı amaçlamışlar. Ancak Barzani’ni Diyarbakır’a gelişi ile oluşan atmosferin yanı sıra yeni anayasanın çıkmaza girmesi,  onları parti kurmak için hızlanmaya teşvik etmiştir.

11 Ekim 2013 Cuma

Suriye: 
Emperyalizmin El Kaide’yle Dans

Mahmut Balpetek 10/10/2013 Yalansız
Suriye ve Rojava’daki gelişmeleri, bu konjonktürde önemli kılan iki unsurdan söz etmek mümkün. Birincisi, Suriye coğrafyasının olası bir bölge yada Dünya savaşının düğüm noktası olma potansiyeli, ikincisi ise Rojava’da ulusal özgürlük hedefi ile, toplumsal kurtuluş talebinin örtüşme eğilimi taşıyor olmasıdır.
Bu iki özelliği ukdesinde barındırıyor olmasından dolayı bölge ve dünyanın dikkatine mazhar olmayı sürdürmektedir. İkili karaktere sahip olması, Aynı zamanda ortak bağlam  içinde olmalarına karşın, Suriye ve Rojava’yı ayrık süreçler gibi de değerlendirmeye olanağı sunmaktadır.
Öncelikle Suriye’de uzun bir savaş ve de stabilize faaliyetine rağmen rejimin arkasında güçlü bir toplumsal desteğin varlığını sürdürdüğü görülmektedir. Çok aktörlü bir iç savaşın yaşandığı böylesi ortamda bu destek görece azalmış olsa da korunan bakiyenin sonucu belirlemede göz ardı edilmeyecek türden dominant karaktere sahip olduğu aşikardır . Görüntü itibarı ile bir iç savaş gibi cereyan eden sürecin perdesi aralandığında arkada, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İsrail, Türkiye, Katar, Arabistan vb. ile Rusya, Çin, İran gibi ülkelerin çıkar ve egemenlik savaşı verdiklerini görülmektedir. Bu dolayım iledir ki, yaşanan iç savaş, bölge ya da Dünya savaşına evrimle potansiyelini içkin kılmaktadır. Bu olasılığı şimdilik frenleyen ve Dünya savaşını kısmen uzak ihtimal haline getiren bir kaç olgudan biri de oluşan egemenlik bağlaşıklarından, ABD’nin başını çektiği blokun, kendi içinde bir dizi paradoks ve çelişkinin yarattığı açmazın içinde kısmen de olsa kilitli kalmasıdır.
                     
Batı Bloğu ve El Kaide Gerçeği!

16 Eylül 2013 Pazartesi

AKP’nin Rojava’da Yeni Stratejisi

Mahmut Balpetek   Sol-Tartışma
Rojava’da gelişen devrimci süreci boğmak için her türlü stratejiyi devreye sokan AKP iktidarı, salt destek verdiği El Nusra adlı paramiliter güçler aracılığı ile ulaşamadığı sonuca, ek taktikler ve yeni stratejiler devreye sokarak ulaşmaya çalışmaktadır.
 
Şu ana kadar devrede olan strateji açısından bakıldığında, her geçen gün daha şeffaf olarak görülen şudur, AKP El Nusra’ya sadece lojistik destek sağlamakla yetinmeyip, bizzat çeteye insan toplayıp onları eğitip maddi olanak sağlayarak sınırdan geçirerek kanlı eylemlere imza atmalarını sağladığı gerçeğidir.

20 Temmuz 2013 Cumartesi

Gezi; Başkaldırıyı Yeni Bir Tarzla Gerçekleştirmenin Adıdır

Mahmut Balpetek  19/07/2013  Yalansız
Gezi direnişinin meydana geliş biçimi ve bunu takip eden iki ay süresince yürütülen mücadele tarzı, bugüne kadar yaşanmış eylem biçimlerinden esaslı farklılıkları içkin kılmıştır. Öncelikle örgütlenme biçimi ve araçları açısından bakıldığında, aşina olduğumuz yöntemleri içermemektedir.   
Kıvılcımın çakıldığı an, uyuyan yüz kişilik gruba polisin saldırması ve Gezi Parkından çıkarılması ile başladı. Buraya kadar her şey rutin idi. Zira Türkiye’de en masumane talepler için biraraya gelen insanların polis gazı ile karşılanması vaka-ı adiyeden sayılır durumdaydı. Gezi olaylarında bu durum değişti ve bir ilk yaşandı. Olayın sosyal medya ağlarında da paylaşmasının ardından Gezi Parkına, binler giderek yüz binler aktı ve ardından Türkiye’nin bütün illerinde direnişe dönüştü.

19 Temmuz 2013 Cuma

Gezi; Başkaldırıyı Yeni Bir Tarzla Gerçekleştirmenin Adıdır


Mahmut Balpetek  Sol-Tartışma
                                                                                 
Gezi direnişinin meydana geliş biçimi ve bunu takip eden iki ay süresince yürütülen mücadele tarzı, bugüne kadar yaşanmış eylem biçimlerinden esaslı farklılıkları içkin kılmıştır. Öncelikle örgütlenme biçimi ve araçları açısından bakıldığında, aşina olduğumuz yöntemleri içermemektedir.    Kıvılcımın çakıldığı an, uyuyan yüz kişilik guruba polisin saldırması ve Gezi Parkından çıkarılması ile başladı. Buraya kadar her şey rutin idi. Zira Türkiye’de en masumane talepler için biraraya gelen insanların polis gazı ile karşılanması vaka-ı adiyeden sayılır durumdaydı. Gezi olaylarında bu durum değişti ve bir ilk yaşandı. Olayın sosyal medya ağlarında da paylaşmasının ardından Gezi Parkına, binler giderek yüz binler aktı ve ardından Türkiye’nin bütün illerinde direnişe dönüştü.

10 Mart 2013 Pazar

Kapitalizm, Sömürü ve Barbarlıktır!


Mahmut Balpetek  Sol Tartışma
             İki kutuplu dünyanın son evresinde dünyanın savaş, şiddet ve saldırganlık altında inlemesine, sosyalist sistem ile kapitalist sistemin arasındaki ikiliğin ve gerilimin neden olduğu görüşü yaygınlık kazanmıştı. Bu görüşe göre, reel sosyalizmin çöküşü dolayısı ile iki kutuplu dünyanın yerini tek merkezli dünyaya bırakması, aynı zamanda savaşın ve şiddetin sonlanması anlamına gelecekti. Bu manipülatif ideoloji kısa sürede solun bir kesimini de hegemonyasının kapsamına katmayı başardı. Sosyalizmin yıkıldığı, kapitalimin hâkim olduğu yenidünya düzeninde savaş politikalarına ihtiyaç olmayacağı hâkim görüş olmuştu. Zira bu görüşe göre “silah üretimi kapitalizmin kar yasalarından, para-meta-para dönüşümü ile çelişmektedir” dolayısı ile en kısa zaman içinde savaş sanayisi yerini insanlığın ihtiyaçlarına göre sivil sanayiye terk edecekti. Teknolojik gelişmenin ortaya çıkardığı olanaklarla birlikte bolluk toplumuna geçiş kaçınılmaz olacaktı. Teknolojik gelişme aynı zamanda, insanların daha az çalışarak daha çok kazanmalarını olanaklı kılacaktı. Kısacası kapitalizmin kendini aştığı, emperyalizmin de demokratik bir karaktere bürüneceği düşüncesi insanlığa boca edilemeye çalışılmaktaydı 

7 Şubat 2013 Perşembe

Irkçı Söylemin Esareti

Mahmut Balpetek  Sol-Tartışma

12 Eylül 2012 tarihinde başlayan açlık grevlerine Abdullah Öcalan’ın Kasım 2012’de kardeşi Mehmet Öcalan ile görüşmesi ve onun aracılığıyla müdahale etmesi dolayısı ile açlık grevlerini sona erdirmesi, Türkiye’de yeniden barış rüzgârlarının esmesine yol açtı.
Devamında İmralı görüşmelerinin başlaması, ardından Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk’ün İmralı görüşmelerine dâhil edilmesi gibi ardı ardına atılan karşılıklı adımlar, esen rüzgârı daha belirgin hissetmemize neden oldu. DTK Eşbaşkanlarının görüşme sonrası temkinli ve itidalli açıklamaları, yeniden gelişmesi muhtemel sürecin, akamete uğramış Habur denemesinin verdiği tecrübenin üzerinde inşa edileceği algısını hâkim kıldı. Küçümsenmeyecek medya, azımsanmayacak aydın desteği toplumda barış beklentisini “neden olmasın” noktasına evriltti.

24 Mayıs 2012 Perşembe

Sol İçi Şiddet

Mahmut Balpetek     Sol tartışma    
 Şiddetin toplumsal ve siyasal hayatımızda işgal ettiği yer, tarih boyunca aydınlar ve muhalif dinamikler tarafından sorgulanmış olmasına rağmen azalmamış,  aksine artan bir ivme kazanmıştır. Buna kaynaklık eden sınırlı ve sınıflı bir dünyanın hüküm sürüyor olmasıdır. Sınıflara ve sınırlara ayrılmış bir dünya, şiddetin olgulaşmasına ebelik eder olmuştur.                                    
     
Teknolojik gelişme ile birlikte şiddetin yıkım gücü katlanarak artmıştır. Şiddet artık coğrafik engellere takılmadan kıtaları aşarak uygulanabilir olmuştur. Buna paralel olarak muazzam bir yıkım kapasitesine ulaşmıştır. Öyle ki, sadece düşman ilan ettiği toplum ya da toplulukları değil doğayı da içine alan bütün bir küreyi tehdit etme gücüne erişmiştir. Bu dolayımladır ki, sınırlar aracılığı ile birbirinden ayrılmak zorunda bırakılmış, sınıflı dünya yapısı sadece insanlığa değil doğayı da içine alarak bütün canlılara düşmandır. Zira şiddet bu sistemin kendini var etmesinin, olmazsa olmazının adıdır.

7 Nisan 2012 Cumartesi

Hileli/İleri Demokraside İnsan Manzaraları!

Mahmut Balpetek   04/03/2012  Sol-Tartışma
AKP’nin Kemalist vesayetçi rejime karşı giriştiği “demokrasi” mücadelesi serüveninden muzaffer çıkması, söz konusu olan mücadelenin kendisinin, kapitalist ulus devletin küresel sermayenin ihtiyacına göre kendi sistemin yenilemek anlamına geldiği bağlamından koparan sol liberallerin,  “muazzam değişim yaşıyoruz, yaşanan devrim değil ise de devrimsi durumdur. Durum bildiğiniz gibi değil, AKP demokratikleşme konusunda son derece kararlıdır” kabilinden söylem geliştirmiş olmaları, hangi ihtiyacın tezahürü ya da hangi maddi temeller üzerine oturtulacağı kendileri açısından açıklanmaya muhtaç olma durumunu korumaktadır.

8 Ocak 2012 Pazar

Kolcu, Kaçakçı

Mahmut Balpetek  Yalansız
Doğduğum, büyüdüğüm coğrafyada çocukların en yaygın olarak oynadıkları oyun "kolcu, kaçakçı”  diye adlandırılan oyundu. Kolcu güvenlik güçlerini, kaçakçı da yöre insanını temsil ederdi. Bizim babalarımız, amcalarımız, ağabeylerimiz hiçbiri değilse bile mahallede kendimize rol model olarak nişane etiğimiz, büyüyünce benzemeyi istediğimiz büyüklerimiz ”kaçakçıydı” oyunun mizanseni gereği bir kısmımızın kolcu, bir kısmımızın ise kaçakçı olması gerekirdi. Ama istisnasız biz bütün çocuklar kaçakçı olmayı isterdik.