Ahmet Meriç Şenyüz 13/03/2012 BirGün
Takip edenler bilir, bir süredir BirGün’de çeşitli izlenim yazıları kaleme alıyorum. Bu bir duruşma izlenimi olabildiği gibi örneğin TKP’nin bir salon toplantısı ya da TAKSAV’da düzenlenen bir Ortadoğu paneli de olabiliyor. Bu yazılarda, kendi yorumlarımı da işin içine katarak tanık olduğum etkinliği okurlara aktarmaya çalışıyorum. Ancak bu defa zor bir durumla karşı karşıya olduğumu itiraf etmek durumundayım. Bu kez takip ettiğim etkinlik, üyesi olduğum ÖDP’nin düzenlediği bir tartışma etkinliği ve bu etkinlikte öyle şeyler ifade edildiğine tanık oldum ki bunlar hakkındaki gerçek fikirlerimi yazarsam, dostlarımızı küstürmek, yazmazsam da ‘izlenim’ denen yazı türüne ihanet etmek seçenekleriyle karşı karşıyayım. Yine de esas olan ‘yazıya sadakattir’ diyip ben gerçek izlenimlerimi yazmayı tercih edeceğim. Burada yazılanların öznel değerlendirmeler olduğunu bunun bir haber değil, bir izlenim yazısı olduğunu yeterince vurguladığımı düşünüyor ve beni zaman zaman hayretlere sevk eden tartışma toplantısı hakkındaki izlenimlerimi olabildiğince kimseleri kırmamaya çalışarak aktarmaya başlıyorum.
Takip edenler bilir, bir süredir BirGün’de çeşitli izlenim yazıları kaleme alıyorum. Bu bir duruşma izlenimi olabildiği gibi örneğin TKP’nin bir salon toplantısı ya da TAKSAV’da düzenlenen bir Ortadoğu paneli de olabiliyor. Bu yazılarda, kendi yorumlarımı da işin içine katarak tanık olduğum etkinliği okurlara aktarmaya çalışıyorum. Ancak bu defa zor bir durumla karşı karşıya olduğumu itiraf etmek durumundayım. Bu kez takip ettiğim etkinlik, üyesi olduğum ÖDP’nin düzenlediği bir tartışma etkinliği ve bu etkinlikte öyle şeyler ifade edildiğine tanık oldum ki bunlar hakkındaki gerçek fikirlerimi yazarsam, dostlarımızı küstürmek, yazmazsam da ‘izlenim’ denen yazı türüne ihanet etmek seçenekleriyle karşı karşıyayım. Yine de esas olan ‘yazıya sadakattir’ diyip ben gerçek izlenimlerimi yazmayı tercih edeceğim. Burada yazılanların öznel değerlendirmeler olduğunu bunun bir haber değil, bir izlenim yazısı olduğunu yeterince vurguladığımı düşünüyor ve beni zaman zaman hayretlere sevk eden tartışma toplantısı hakkındaki izlenimlerimi olabildiğince kimseleri kırmamaya çalışarak aktarmaya başlıyorum.
ÖZELEŞTİRİYLE BAŞLAYALIM
Etkinlik cumartesi sabahı saat 10.00 gibi erken bir tarihte başlıyor olsa da Taksim Hill’in toplantı salonunda hatırı sayılır bir kalabalık var. Ben bu kalabalığın içinde değilim zira toplantıyı izlemek için gelenler kadar disiplinli olup o saatte hazır bulunamadım. Bu satırları, TAKSAV için toplantıyı kameraya kaydeden Cem Yıldırım’ın misafirperverliği sayesinde, pazar sabaha karşı 03.00’te Cem’in evinde kameranın küçük ekranından toplantıyı izleyerek yazıyorum.