BDP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BDP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2013 Cumartesi

Demirtaş, “Katliamın sorumlusu”yla aynı sofraya oturmak istemeyen Roboskili aileleri ikna etti

AKP’nin iftar tezgahını reddeden Roboskili aileler, kısa süre öncesine kadar “Roboski Katliamı’nın sorumlusu Erdoğan’dır” diyen Selahattin Demirtaş tarafından ikna edildi
SendikaOrg  26/07/2013
Başbakanı Tayyip Erdoğan’la iftarda bir araya geleceği ileri sürülen Roboskili aileler, bugün (26 Temmuz) öğlen saatlerinde söz konusu iddiayı yalanladı. Katliamda kardeşi ile birlikte 10 akrabasını kaybeden Veli Encü, “Başbakan ile aynı sofraya oturmalarının mümkün olmadığını” söyledi.

27 Mayıs 2013 Pazartesi

Demokrasi ve Barış Konferansı sonuç bildirgesinin tam metni...

BDP 25-26 Mayıs tarihleri arasında yapılan Demokrasi ve Barış Konferansı'nın sonuç bildirgesini kamuoyu ile paylaştı
BDP tarafından paylaşılan Demokrasi ve Barış Konferansı'nın sonuç bildirgesinde kalıcı bir barış sağlanması için yapılması gerekenler sıralandı. AKP Hükümeti'nin hegamonyasının çözüm sürecinin sağlıklı bir biçimde yürütülmesine engel olmaması gerektiğine dikkat çekilen bildirgede, yeni anaysadan beklentiler sıralandı.
İşte BDP tarafından paylaşılan Demokrasi ve Barış Konferansı'nın sonuç bildirgesi şöyle:

3 Nisan 2013 Çarşamba

'TÜRKİYE İSMİ HERKESİ KAPSAR' ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ ASİMİLASYONCUDUR

Dün ilk bölümünü verdiğimiz söyleşinin en az ilki kadar önemli ikinci bölümünde Târık Ziyâ Ekinci, güncel sorunları da içeren sorularıma cevap veriyor. TİP deneyimini, CHP’nin bugünkü konumunu, BDP’nin sürece ilişkin tavrını, Kürt sorununda kalıcı çözüm için yapılması gerekenleri içeren bu söyleşide, âdeta bir siyaset bilgesinin yılların süzgecinde rafine olmuş görüşleri yer almakta. Yeni Anayasa sürecine ilişkin görüşleriyle de önemli noktalara işaret eden Târık Ziyâ Ekinci’nin söyleşinin ikinci bölümünde dile getirdikleri de, kulak verilmesi gereken nitelikte. İşte söyleşimizin ikinci bölümü: 

NİL GÜLSÜM -19/03/2013 Milat  gazetesi
Demokrat Parti Kürtler için bir başlangıç diyebilir miyiz?
Evet, Kürtlerin seslerini çıkarabilmesi için Demokrat Parti bir başlangıç olmuştur. Fakat 1950 seçimlerinin propaganda dönemi çok zorlu geçti. Jandarmanın baskısı oldu. Hakaretler edildi, dayak atıldı, valilerin ve kaymakamların emriyle köyler basıldı. Fakat halk direndi. 1950 seçimleri, bütün bu yapılanlara rağmen zaferle bitti. Ama 1946 öyle olmadı. O seçimlerde Demokrat Parti, Doğu’daki hemen hemen hiçbir ilde seçimleri kazanamadı. 1946’da Demokrat Parti’nin çıkardığı yaklaşık 60 milletvekilinin tümü Batı illerindendi. Doğu’daki bütün milletvekilleri CHP’den seçildi.

2 Nisan 2013 Salı

Tarık Ziya Ekinci: BDP tıkandı yeni parti lazım

Tarık Ziya Ekinci  En Son Haber
Türkiye'nin Kürt sorununu çözmek için yeni bir siyasi partiye ihtiyacı olduğunu belirten Tarık Ziya Ekinci'BDP PKK'nın kurmuş olduğu o dar çerçeve içinde kaldığı sürece bir adım ileri gitmez. Bence bugün BDP hareketi de PKK hareketi de tıkanmıştır. Artık daha ileri gitmeleri mümkün değil' diyor
1925 Diyarbakır Lice doğumlu siyasetçi ve yazar Tarık Ziya Ekinci aslında başarılı bir tıp doktoru. Ama  onu daha çok 1965'te Türkiye İşçi Partisi'nden Diyarbakır Milletvekili olarak parlamentoya girmesi, Kürtçülük propagandası gerekçesiyle pek çok kez hapse girmesi ve yazdığı kitaplarıyla tanıyorsunuz onu..
Ekinci Akşam gazetesinden Şenay Yıldız'a verdiği röportajda hem Türklere hem Kürtlere mesaj verdi...

HÜKÜMET 'SÜREKLİ BEN İKTİDAR OLACAĞIM' MODUNDA

17 Şubat 2013 Pazar

İhsan Eliaçık: Duvarları yıkmaya geldim!

Eliaçık, ‘Türk ile Kürt eşit hale gelinceye kadar Kürtlerin yanındayım’ dedi…
İhsan Eliaçık: Duvarları yıkmaya geldim!


Demokrat Haber 
BDP Siyaset Akademisi tarafından Şanlıurfa'da "Kürt Sorununda Demokratik Çözüm Arayışları ve Ortadoğu'da Barış" konulu panel düzenlendi. ‘Polisler de bunu iyi dinlesin’ diyen Nuray Mert ‘PKK bir terör örgütü değil!’ dedi
Şehitlik Çamlık'ta düzenlenen panele konuşmacı olarak BDP Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna, gazeteci yazar Nuray Mert ve gazeteci yazar İhsan Eliaçık katıldı.
Paneli BDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici, BDP İl Teşkilatı, CHP İl Başkanı Ferhat Karataş ve çok sayıda vatandaş takip etti.
Gazeteci yazar Nuray Mert, Kürt sorununun çözümüne yönelik 2005 yılında başlatılan sürecin bir ileri bir geri gittiğini söyleyerek, "Demokratik bir çerçevede toplumsal bir barış için hepimizin elinden geleni yapması gerekiyor. Uzunca bir süredir son süreçleri değerlendirmeye çalışıyorum. Aslında 2005 yılında Başbakan Erdoğan'ın başlattığı ve bugünkü geldiğimiz İmralı süreci ile Kürt sürecinin çözümünde bir ileri bir geri geliyoruz. Hatta bazen hiç adım atılmıyor, donup kaldığımız bir süreç var" diye konuştu.

3 Şubat 2013 Pazar

Kürt Açılımına Barajı Düşürmekle Başlayın…

Ahmet Nesin  Gomanwep
Birinci Kürt açılımmayalımına ne kadar soğuk baktığımı,
açılımmayalımın ertesi günü bunun olma olasılığının olmadığını yazdığımı
yazılarımı okuyanlar bilir. Bana göre nedenleri belliydi, AKP’nin programında
böyle bişey yoktu ve bırakın partiyi, tek başına bir kişinin bile yaşam
programında olmayan bişeyi yapması çok ama çok zordur, hatta olanaksıza
yakındır.
"...beni tanıyan kimi arkadaşlarım bu kez neden muhalefet etmediğimi soruyorlar. Evet, haklılar bu kez muhalefet etmiyorum, esasında buna muhalefet de denmez, bu kez bişeyler olacağına inanıyorum. Bunun bana göre çeşitli nedenleri var..."

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Gaziantep, El Kaide ve Doğu’nun Birinci Cumhuriyetleri!

Merdan Yanardağ  Yurt Gazetesi
Mezhepçi AKP Hükümeti, Türkiye’yi “küresel cihatçılar” denilen İslamcı militanların cirit attığı bir ülke haline getirdi. Antakya tam anlamıyla patlamaya hazır bir barut fıçısı gibi. ABD ve Batılı ortaklarının desteklediği, AKP Hükümeti’nin üs sağlayıp silah ve para verdiği devşirme “Özgür Suriye Ordusu”, sınır köyleri ve kasabalarında yerli halkın üzerinde adeta terör estiriyor.

İslamcı militanlar, Suriye topraklarında işledikleri cinayetlerin, düzenledikleri katliamların videolarını sınır köylerinde, Hatay kahvelerinde ve mülteci kamplarında gösteriyorlar. Korku ve panik yaratarak yerli halkı ve sıradan mültecileri sindirecek bir tehdit atmosferi oluşturuyorlar.

AKP Hükümeti, Müslüman Kardeşler örgütünün Türkiye şubesi gibi çalışıyor. Türkiye’yi Cumhuriyetle elde ettiği görece ileri, modern ve öncü ülke konumundan çıkarıyor. 
Türkiye, Müslüman Kardeşler'in kurmayı hedeflediği yeni hilafet düzeninin bir parçası haline geliyor.

“Arap Baharı” denilen siyasal süreç, emperyalist bir projeye dönüşerek Doğu’da bütün ‘Birinci Cumhuriyetler’ in yıkılmasıyla sonuçlanıyor.

16 Haziran 2012 Cumartesi

Adaletin ortaçağ karanlığı

Maya Arakon 14/06/2012   T24
İçinden geçtiğimiz dönemde Türkiye, adalet süreçlerinde evrensel hak ve temel özgürlükler prensiplerinin bütünüyle çiğnendiği Ortaçağ karanlığına geri döndü. Bu karanlığın birçok örneği mevcut ama en dikkat çekenlerinden biri de KCK üyeliği suçlamasıyla pek çok farklı kesime yapılan kitlesel tutuklamalar. En son Tıp öğrencileri ve Van Belediye Başkanı Bekir Kaya’nın tutuklanmasıyla gündeme gelen KCK operasyonlarında daha önce de akademisyenler, siyasetçiler, sendikacılar, belediye başkanları, insan hakları aktivistleri ve gazeteciler tutuklanmıştı.

16 Nisan 2012 Pazartesi

Gülen’i sorgulayacak cesur bir savcı var mı?

BirGün
28 Şubat soruşturmasına dair BDP de sessizliğini bozdu. Soruşturmayı değerlendiren BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, hükümetin darbelerle hesaplaştığı söyleminin gerçekçi olmadığını belirterek, “O dönem darbeyi destekleyenler, darbe ortamını yaratanlar post-modern darbenin gerçekleşmesi için her türlü entrikayı çeviren kim varsa elbette ki bunlar sorumludur. Ama ben merak ediyorum; mesela Fethullah Gülen’i Türkiye’de sorgulayacak yürekli savcı var mı? Kendisi darbeyi desteklemiştir ve övmüştür. Darbe yapıldıktan sonra orduya teşekkür etmiştir. Fakat o yürekli savcı Türkiye’de var mı bilmiyorum” diye konuştu.

‘ORTADA BİR HESAPLAŞMA YOK’

Darbe ile hesaplaşma, darbe ile yüzleşmenin başlı başına olumlu bir konu olduğunu belirten Demirtaş, “Yani hiçbir darbe girişimin ve gerçekleşmiş bir darbenin hesapsız sorgusuz bir şekilde kalmaması lazım. Burası muhakkak. Şimdi hem 12 Eylül ile ilgili olarak, hem de 28 Şubat için yapılan soruşturmalarda yürütülen davalarda darbe ile yüzleşmek ve darbe ile bütün kurumlarını zihniyetini ortadan kaldırmak gibi geniş kapsamlı bir yaklaşım yok. Ortada bir darbe ile yüzleşme darbe ile hesaplaşma yok. Keşke bu olsa. Bu olsaydı sonuna kadar destek vereceğiz. Ama bütün bu olanlara da tabi ki biz karşı duruyor ve yetersiz buluyoruz” dedi.

19 Mart 2012 Pazartesi

Nevruz genelgesine bakanlık davetiyesi ile yanıt verdi

Milliyet
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İçişleri Bakanlığı’nın nevruzun sadece ;21 Mart’ta kutlanmasına ilişkin genelgesine, 2010 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca kutlanan ve 1 haftaya yayılan nevruz şenlikleri davetiyesi ile yanıt verdi. Demirtaş, "AKP’nin Kültür Bakanlığı 2010 ’Nevruz’ kutlamalarını 18 Mart’ta başlatıp 1 haftaya yaymıştı. Ama söz konusu ’Newroz’ olunca AKP’nin gayri meşru yasaklarına uymamız emrediliyor. Bize düşen de bu emre itaat değil, itaatsizlikle direnmektir" dedi.

14 Mart 2012 Çarşamba

Sosyalizm yeniden bir seçenek haline geliyor

Ahmet Meriç Şenyüz  13/03/2012  BirGün
Takip edenler bilir, bir süredir BirGün’de çeşitli izlenim yazıları kaleme alıyorum. Bu bir duruşma izlenimi olabildiği gibi örneğin TKP’nin bir salon toplantısı ya da TAKSAV’da düzenlenen bir Ortadoğu paneli de olabiliyor. Bu yazılarda, kendi yorumlarımı da işin içine katarak tanık olduğum etkinliği okurlara aktarmaya çalışıyorum. Ancak bu defa zor bir durumla karşı karşıya olduğumu itiraf etmek durumundayım. Bu kez takip ettiğim etkinlik, üyesi olduğum ÖDP’nin düzenlediği bir tartışma etkinliği ve bu etkinlikte öyle şeyler ifade edildiğine tanık oldum ki bunlar hakkındaki gerçek fikirlerimi yazarsam, dostlarımızı küstürmek, yazmazsam da ‘izlenim’ denen yazı türüne ihanet etmek seçenekleriyle karşı karşıyayım. Yine de esas olan ‘yazıya sadakattir’ diyip ben gerçek izlenimlerimi yazmayı tercih edeceğim. Burada yazılanların öznel değerlendirmeler olduğunu bunun bir haber değil, bir izlenim yazısı olduğunu yeterince vurguladığımı düşünüyor ve beni zaman zaman hayretlere sevk eden tartışma toplantısı hakkındaki izlenimlerimi olabildiğince kimseleri kırmamaya çalışarak aktarmaya başlıyorum.


ÖZELEŞTİRİYLE BAŞLAYALIM
Etkinlik cumartesi sabahı saat 10.00 gibi erken bir tarihte başlıyor olsa da Taksim Hill’in toplantı salonunda hatırı sayılır bir kalabalık var. Ben bu kalabalığın içinde değilim zira toplantıyı izlemek için gelenler kadar disiplinli olup o saatte hazır bulunamadım. Bu satırları, TAKSAV için toplantıyı kameraya kaydeden Cem Yıldırım’ın misafirperverliği sayesinde, pazar sabaha karşı 03.00’te Cem’in evinde kameranın küçük ekranından toplantıyı izleyerek yazıyorum.

15 Şubat 2012 Çarşamba

AKP'yi koruma ve kollama genelgesi

BirGün
Elazığ Valiliği ildeki siyasi partilere, sendikalara ve derneklere gönderdiği tebligatla resmi kurum ve kuruluşların yanı sıra siyasi parti önlerinde de basın açıklamaları yapılamayacağını açıkladı. Duruma tepki gösteren sendika, dernek ve siyasi partiler AKP’nin kendisine yönelik tepkilerin önüne geçmek istediğini belirterek, genelgenin hukuksuz olduğuna dikkat çektiler.

Eğitim Sen Elazığ Şube Başkanı Halit Ateş, 2 Şubat’ta KESK’in AKP Elazığ İl binası önünde yaptığı basın açıklamasının ardından 6 Şubat’ta genelge tebliğ edildiğini belirterek, kamu emekçilerinin taleplerini siyasi iktidara bildirmek için açıklama yapmalarının dahi engellenmek istediğini söyledi. Son yayınlanan genelgenin AKP’yi koruma mantığıyla hazırlandığını dile getiren Ateş, valilik genelgesini yargıya taşıyacaklarını söyledi.

13 Şubat 2012 Pazartesi

BDP'li Kürkçü: Tayyip Erdoğan belasını aradı ve buldu


BDP'nin 2'nci Olağan Kongresi'ne katılan BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirdi.
T24  12/02/2012
BDP'nin 2'nci Olağan Kongresi'ne katılan BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirdi. Kürkçü, "Bugün hükümete karşı ’MİT krizi’ olarak çıkan şey aslında Kürt özgürlük hareketinin mücadelesine karşı, uzlaşma, çözüm, barış seçeneğini değil, şiddet seçeneğini seçmiş olanların belasıydı. Tayyip Erdoğan belasını aradı ve buldu" dedi.

BDP’nin 2’nci olağan kongresi Nurol Kültür Merkezi’nde yapıldı. Kongreye, BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, BDP Genel Merkezi’nden Cemil Elden, Şehbal Şenyurt, üyeler ve yaklaşık bine yakın BDP’li katıldı. Kadınların ön saflarda yöresel kıyafetlerini giyerek yer aldığı kongrede konuşmak için kürsüye çıkan Ertuğrul Kürkçü dakikalarca alkışlandı. Salona asılan Kürtçe ve Türkçe yazılı ‘Onurlu Bir Yaşam için Ya Özgürlük, Ya Özgürlük’ pankartı dikkat çekti. Kongrede konuşan Kürkçü, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, Fethullah Gülen’e ve AKP’ye ateş püskürdü.
Konuşması sık sık sloganlarla kesilen Kürkçü şunları söyledi:

23 Ocak 2012 Pazartesi

Kongre Girişimi: Buradan Bir Şey Çıkmaz mı?

Murat Tanakol    Yalansız
 Sınıf siyasetinden yana hareket etme eğilimini, seçimlerde ulusal siyasetle birlikte hareket ederek ortak bir muhalefete dönüştürmek içinoy iradesine çevirmiş bir “kitle” var.Halkların Demokratik Kongresi adını almış olan Kongre Girişimi, bu iradenin seçimle sınırlı kalmayıp, süreklilik kazanması yolunda bir araç olarak, ulusal siyaset zemininde politika yapanların önerisiyle “kabul görmüş” bir örgütlenme.
 “Kabul görme” durumunun, sözünü ettiğim “kitle”nin çoğunluğunasorulmaksızın- yani doğrudan demokrasi usulüyle değil- ya da temsiline dayanmaksızın-temsili demokrasi usulüyle değil- gerçekleştiğini de, hadi ben iddia ediyorum diyelim (Seçimlerde bu “kitle”nin oyuyla seçilmiş olanlar, belki kendilerini bu görev için de seçilmiş saymışlardır, diyerek).

6 Ocak 2012 Cuma

TKP'den BDP ve CHP'ye mektup

Türkiye Komünist Partisi, BDP ve CHP yönetimlerine birer mektup gönderdi
Türkiye Komünist Partisi (TKP), Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ile Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) birer mektup gönderdi. Partinin 25 Kasım tarihinde yapılan Merkez Komite toplantısında alınan karar doğrultusunda kaleme alındığı belirtilen mektupta, AKP'nin siyasal alanı daraltmaya dönük yürüttüğü yargı süreçlerini "kamuoyunda Kemalistler ve Kürt siyasetçiler olarak tanımlanan iki odak arasındaki mesafe ve güvensizlikten yararlanarak" sürdürdüğü vurgulandı.
Mektupta, "Bu mektup, BDP ve CHP'nin "öteki" tarafa dönük müdahaleleri desteklemeye ya da göz yummaya devam etmesinin Türkiye'de ve bölgede yürütülmekte olan kapsamlı düzenlemeye destek anlamına geldiğini hatırlatmak için yazılmıştır" ifadesine yer verildi.
Mektubun tamamı şöyle:
BDP ve CHP Merkez Yönetim ve TBMM Gruplarına,

19 Ekim 2011 Çarşamba

VELEVKİ ZERDÜŞT OLSUN!

Barış ve Demokrasi Partisi''nin (BDP), milletvekillerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi''nde başörtüsü ile görev yapabilmelerine imkan veren iç tüzük değişikliği önerisinin Başbakan tarafından başörtüsü istismarı olarak nitelendirilmesi üzerine MAZLUMDER Genel Merkezi tarafından aşağıdaki açıklama yapılmıştır.18-10-2011

17 Ekim 2011 Pazartesi

Yeni çatı partinin programında ‘Türk’ kelimesi yok

T24   17/10/2011
BDP, DTK ve sol grupların oluşturduğu Emek, Demokrasi, Özgürlük Bloğu bileşenlerinin yeni çatı partisi arayışları için düzenlediği toplantının ikinci gününe “Soykırım” ve “Türk” kelimesine yönelik tartışmalar damgasını vurdu. Blok bileşenlerinin parti kurulması konusunda “ilke” kararı aldığı toplantıda, hazırlanan programa, “Türk” kelimesi ve “Ermeni Soykırımı ile Yüzleşme” maddeleri eklenmedi.

16 Ekim 2011 Pazar

Blok-Çatı partisi/KONGRE

16/10/2011  Cumhuriyet
"BDP'yi kapatamazlar"
Emek-Özgürlük Demokrasi Bloku'nun öncülüğünde çatı parti oluşumunun ilk adımı niteliğindeki kongre Ankara'da başladı. Kongre tüzüğünde, demokratik özerkliğin yanı sıra vicdani ret hakkı talebi de yer aldı.
BDP’nin de aralarında yer aldığı “Emek-Özgürlük Demokrasi Bloku”nun öncülüğünde çatı parti oluşumunun ilk adımı niteliğindeki kongre girişiminin Türkiye Kongresi’nde, girişim tüzüğüne de BDP ve Demokratik Toplum Kongresi’nin tüzüğünde yer alan “demokratik özerklik” konuldu. ÖDP, Halkevleri, TKP gibi sosyalist kesimin önde gelen parti ve gruplarının “önceliğin emek değil Kürt hareketi olacağı” gerekçesiyle destek vermediği kongre tüzüğünde, demokratik özerkliğin yanı sıra vicdani ret hakkı talebi de yer aldı.

5 Ekim 2011 Çarşamba

Kürkçü’nün yakasındaki karanfiller

03/10/211  Yeşilgazete
TBBM’nin açılış günü yapılan gecikmiş yemin töreninde en çok Leyla Zana’nın 20 yıl aradan sonra tekrar kürsüye çıkması ve Ertuğrul Kürkçü’nün yakasında karanfillerle verdiği resim ön plana çıktı. Kızıldere’de yitirdiği yoldaşlarının anısına yakasına taktığı karanfiller kadar, koyu renk ceketli, beyaz gömlekli, kravatlı E. Kürkçü fotoğrafı şimdiden bir ikona değeri kazandı ve uzun süre çıkmamak üzere zihinlerimize kazındı.

6 Eylül 2011 Salı

Fuat Keyman'ın sağa çekmesi

Sırrı Süreyya Önder  06/09/2011   Sosyalist tartışma Platformu (FaceBook)

Fuat Keyman, Radikal 2’de yayımlanan yazılarından dört tanesini ‘yapıcı’ BDP eleştirisine ayırdı. Hem yazılarında hem de benim tanık olduğum TV konuşmasındaki tezlerini özetlersek Keyman şunları söylüyor:


“Sırrı Süreyya biber bombaları nedeniyle gözleri yaşlı televizyon kanallarına çıkarken, bugün ölümlere karşı gözleri yaşarmıyor. Gözleri yaşarmadığı halde Murat Belge’ye saldırıyor.”

“Radikal gazetesi Sırrı Süreyya’yı ve BDP’yi eleştirilmez bir yere koyarak siyaseti sadece AKP eleştirisi yapmak olarak görüyor ve bu yüzden kaybediyor.”

“BDP, Silvan’dan, Çukurca’dan sonra değil, askeri uçaklar bomba yağdırmaya başlayınca siyaset yapıyor.”


“Demokrat yazarların bir kısmı, BDP eleştirisi yaptıkları zaman hükümete yakın olma endişesi taşıdıkları için, diğer bir kısmı da ‘korktukları için’ BDP ile eleştirel bir ilişkiye giremiyorlar.”

“BDP parlamentoyu boykot ederek, kendisini tümüyle PKK’ya, DTK’ya ve KCK’ya güdümlü konuma getiriyor, ölümlere ve şiddete tavırsız kalıyor, içini dolduramadığı Demokratik Özerklik kavramının arkasına sığınarak siyasi etkisini sıfırlıyor.”

Keyman’ın son yazılarındaki ana tespitler bunlar.
‘BDP’yi kazanmak’taki üstten bakış