Ali Ersin Gür DD
Günümüz Türkiye’sinde toplumun tüm kesimlerine yakını 82 anayasasını “yeni ve demokratik” bir anayasa ile değiştirilmesini söylüyor olsa da TBMM’de temsil edilen siyasi partilerin fiili duruş ve davranışları pek de bu düşünceye denk düşmemektedir.
Yeni ve demokratik anayasanın TBMM mi yoksa buna paralel olarak kurulmuş olan bir Anayasa Meclisi tarafından mı yapılması gerektiği konusundaki tartışma, aslında gerçekten yeni ve demokratik bir anayasa isteyenlerle buna karşı olanların tartışmasıdır. Zira az çok hukuk bilgisine sahip her vatandaş, pozitif hukuk kuralları içinde kalarak mevcut anayasanın tamamen kaldırılarak yerine yeni ve demokratik bir anayasa ihdas etmenin mümkün olmadığını görüyor ve biliyor. Aksini iddia edenlere 82 anayasasının 4, 6, 148 ve 175.maddelerini okumalarını öneririz. Anayasanın 4.maddesi, ilk üç maddenin değiştirilemeyeceği ve hatta değiştirilmesinin teklif bile edilemeyeceğini düzenlerken, 6.maddesinin son fıkrası da “…hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamaz” demektedir. 175.madde, anayasa değişikliğinde nasıl bir usulün uygulanacağı hususunu düzenlerken; 148.madde, Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetkilerini düzenlemektedir. Bütün bu düzenlemelerin doğrudan muhatabı TBMM’dir. Bu koşullarda 1982 anayasasına tabi bir iradenin, 82 anayasasını tamamen ilga ederek yerine yeni ve demokratik bir anayasa ihdas etmesi ne şeklen ve ne de hukuken mümkün değildir. Ülkemizde tali kurucu iradeyi temsil eden TBMM’nin şeklen ve hukuken yeni ve demokratik bir anayasa yapması teknik açıdan mümkün olmadığı gibi, aksi bir durum; 82 anayasasının dibacesinde ve yine 6.maddede açıkça ifade edilen “eğemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu” ve “millet iradesinin mutlak üstünlüğü” ilkesiyle de çelişir.